Archive for Ocak 3rd, 2009

‘Karaparayla mücadele sözleşmesi’ni onaylamadığı için ‘karapara cenneti’ olmakla suçlanan Türkiye, Avrupa Konseyi’nin 1990 yılında imzaya açtığı sözleşmeyi 14 yıl gecikmeyle onayladı





Müstakbel dönem başkanı Hollanda’ya ‘Tarih vermek üyelik anlamına gelmez’ diyen Erdoğan, ‘Adil olacağız’ yanıtını aldı
AA – AMSTERDAM/ANKARA – Başbakan Tayyip Erdoğan, bugün Brüksel’de düzenlenecek AB liderler zirvesi öncesinde dün 1 Temmuz’dan itibaren dönem başkanlığını devralacak olan Hollanda’yı ziyaret etti. Amsterdam’a ‘Bize üyelik değil, müzakere tarihi vereceksiniz’ mesajı ile giden Erdoğan, Hollanda’dan,

‘Adil ve dürüst davranılacak. Ancak tarih verilmesi Avrupa Komisyonu’nun ilerleme raporuna bağlı’ yanıtını aldı.

Erdoğan Amsterdam temaslarına dün önce Kraliçe Beatrix ile bir araya gelerek başladı, ardından Hollanda Başbakanı Jan Peter Balkenende ile görüştü. Düzenlenen ortak basın toplantısında Erdoğan, Türkiye’nin aralıkta tarih almaya çok önem verdiğini yineleyerek, “Aralık 2004, tam üyelik tarihi değil. Müzakere süreci kararının verileceği tarih. Türkiye, uyum-uygulama başlığı altındaki iki önemli adımdan, uyumla ilgili bütün anayasal ve yasal değişiklikleri gerçekleştirmiştir” dedi. Başbakan, uygulama sürecinin aralığa kadar tamamen bitmesinin olanaksızlığına da dikkat çekerek, “Şu anda zaten tam üye olan ülkeler bile, AB müktesebatının gereği olan bütün ilkeleri, maddeleri yerine getirmiş değil” diye konuştu. AB sürecinde Türkiye’nin adımlarının memnuniyet verici olduğunu belirten Balkenende ise, komisyonun sonbahardaki ilerleme raporunun tarih verilmesinde belirleyici olacağını belirterek, “Alınacak karar kesinlikle adil ve dürüst olacak. Avrupa Komisyonu’nun raporunun olumlu olması halinde müzakereler hemen başlayabilir. Ancak rapor açıklanmadan kesin konuşmak için şu an erken” ifadelerini kullandı. Balkenende, Türkiye’de son dönemde atılan adımların uygulamasının da hızla yaygınlaştırılmasının önemine vurgu yaptı.

Erdoğan dün gece ayrıca, Türk-Hollanda İş Forumu toplantısına da katıldı. Konuşmasında, AB’yi ‘medeniyetlerin buluştuğu’ bir platform olarak niteleyen Erdoğan, “Türkiye burada tamamlayıcı unsur olacaktır” dedi.



RADİKAL – ANKARA – Hükümet, birinci derece tarım arazisine kurulan ve çok sayıda davayla üretimi durdurulan ABD’li şirket Cargill’in de aralarında bulunduğu, 50′yi aşkın şirkete özel endüstri bölgesi kapsamında faaliyet olanağı tanıyor.

Sanayi ve Ticaret Komisyonu’nda dün Endüstri Bölgeleri Yasası’nda değişiklik öngören tasarı AKP’lilerin oylarıyla kabul edildi. Sanayi Bakanı Ali Coşkun, ekonomideki sarsıntılar nedeniyle son yıllarda yabancı sermayenin Türkiye’yi tercih etmediğini düzenlemeyle atıl organize sanayi bölgelerinin de değerlendirileceğini kaydetti. Endüstri bölgelerinde bedelsiz arsa tahsisinin birçok ülkede uygulandığını kaydeden Coşkun, "Gerekli kurullarda denetimler yapıldıktan sonra işlem gerçekleşecek" dedi. CHP’liler ise ‘af’ diye niteledikleri tasarıya karşı çıktı. CHP’li Tacidar Seyhan, tasarıyla, hakkında davalar olan Cargill, Çanakkale Seramik, Aksa Yalova olmak üzere 50′ye yakın sorunlu firmaya af geldiğini yeni öğrendiklerini belirterek, "TBMM aklama yeri değil" dedi. CHP’liler, tasarının alt komisyona sevki yönündeki önerilerinin reddi üzerine boykot kararı alıp, salonu terk etti. Tasarı, AKP’lilerin oylarıyla kabul edildi.



Yunanistan, katılabildiği son uluslararasıfinallerde, 1994 Dünya Kupası’nda, üç grup maçını da kaybetmiş ve sıfıra karşı 10 gol yemişti. 2004 Avrupa Şampiyonası finallerine ise harika başladılar: Şampiyonluk adaylarından Portekiz’i yendiler. Bugün, grup elemelerinde Zaragoza’da yenmeyi başardıkları İspanya’yla, grup liderliği maçına çıkıyorlar.

Helen millî takımı, Portekiz galibiyetiyle, büyük başarılarla dolu olmayan tarihinin belki de en fiyakalı işini yaptı. Teknik direktörleri,

"Kariyerimin en büyük başarılarından biri" diyor bu galibiyet için. Ki bu adamın kariyerinde, Bremen ve Kaiserslautern gibi iki ‘başaltı’ takımıyla kazanılmış iki Bundesliga Şampiyonluğu var. Kendisi 65 yaşında, "Eskiden seyyar bir volkandım, ama şimdi pek az aşırı reaksiyonumu görürsünüz" diyor… Sanki meşhur Portekiz maçında kulübesinin önünde tepinip havluları sağa sola savuran başkasıymış gibi!

Söz konusu teknik direktör, Otto Rehhagel, hiç şüphesiz, Grek Millî Takımı’nın en büyük yıldızı. Yerel futbol kamuoyunda gördüğü muamele, aynen öyle. Cep telefonu ve bilgisayar yazılım firmaları, ilanlarında onun suretini kullanıyorlar. Kendisi, Atina’da gördüğü itibarı "Acelem olduğu zaman arabamı tahsisli otobüs yolundan bile sürebiliyorum" diye anlatıyor Kicker’de. Sözleşmesi, Euro 2004′ten önce, 2006′ya dek uzatıldı.

Jupp Derwall’in Galatasaray’a gelişi nasıl Türkiye futbolu için bir dönüm noktası olduysa, Otto Rehhagel’in millî takımın başına gelişinin de Yunanistan futbolu için bir dönüm noktası olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Üç sene önce ‘boştayken’, bazı Türk takımlarının Rehhagel’i tavlamaya çalıştığı biliniyor. Ama onu ilk kez Almanya dışına çıkmaya ikna eden, Yunan Futbol Federasyonu oldu. Ve Rehhagel kısa sürede millî takıma itibar ve iddia kazandırmayı başardı. 9 Haziran’da Frankfurter Rundschau’da çıkan söyleşisinde, 2002 Dünya Kupası elemelerinde İngiltere deplasmanında 96. dakikaya kadar 2-1 önde götürdükleri maçın, ‘hava yakalamak ve inanmak’ bakımından dönüm noktası olduğunu söylüyor.

Rehhagel öncelikle, ‘Alman hoca’ klişesine uygun olarak, disiplin tesisiyle uğraştı. Millî takım kamplarının tecrit edilmesini sağladı. Yurtdışında oynayan oyuncuları, ‘oralarda nasıl davranıyorsanız burada da öyle davranın’ diye hizaya getirdiğini söylüyor. ‘Patron benim’ şiârıyla davranan birisi olarak, medyaya ve her nevi ‘yetkiliye’ otoritesini kabul ettirdi. Tabii federasyonun ona iman etmesi sayesinde…

Berti Vogts, Portekiz maçından sonra "Yunanlılar Almanca oynadılar ve kazandılar" demiş. Ama ‘Alman disiplini’ tek faktör değil. Bilinen meziyetlerinden biri, maça ve rakibe göre taktik belirleme esnekliği. Grup maçlarındaki İspanya galibiyetinde, dörtlü defansı ‘one and box’ usulü beşlemek, sol kanada bir sağ ayaklı oyuncu koymak gibi numaralar çekmişti örneğin.

Oyuncularıyla bire bir diyaloğunun derinliği, onun bir başka özelliği. Yunanistan’da oturmamasına yönelik eleştirilere karşı, habire Avrupa’yı gezip millî takım oyuncularıyla sürekli temas halinde olduğunu söylüyor. 9 Haziran tarihli Die Zeit’ta anlatıldığı üzere, Rehhagel, diyar diyar gezip oyuncu izlemesiyle ve keşfetme sezgisiyle meşhur. Bulup çıkarttığı adamların listesi: Burgsmüller, Riedle, Völler, Bode, Bratseth, Ballack, Klose, Rufer… diye uzuyor.

Kadrosundaki adamlara bilhassa gözü gibi bakıyor Rehhagel. ‘Yunanistan’ın Türkiye gibi geniş bir oyuncu havuzu olmadığını’, dolayısıyla dar ve seçkin bir kadroya özel ihtimam göstermek gerektiğini düşünüyor. Türkiye’yle mukayeseyi sık sık yapıyor, üstat. Ocak 2003′te 11 Freunde dergisinde yayımlanan söyleşisinde şunları söylemişti: "Türkiye’nin nüfusu 70 milyon, Yunanistan’ınki ise sadece 10 milyon. Yunanistan’da Avrupa formatında sadece üç takım var. Ayrıca burada, Türkiye’deki kadar fazla yoksulluk yok. Kanun gibi bir şeydir: Yaşam kalitesi ne kadar gelişirse, sokak futbolcuları o kadar azalır! Yunanlı futbolcular da bireyci, fakat Türkler, topla gerçekten sanat yapıyorlar." 2006 elemelerindeki müsabakalar, Rehhagel’in bu mukayeseleri için ‘canlı’ vesileler sunacak!



RADİKAL – ANKARA – Sekiz yıldır Meclis’te bekleyen Hayvan Hakları Yasası kabul edildi. Hayvanlara kötü davrananlara para cezaları öngören yasaya göre evlerde beslenen kedi ve köpekler kısırlaştırılacak.

TBMM Genel Kurulu’nda dün kabul edilen yasayla, hayvanların korunması, sorunların tespiti ve çözümlerine yönelik olarak her ilde valinin başkanlığında İl Hayvan Koruma Kurulları oluşturulması öngörülüyor.

Kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, apartman, site gibi toplu yaşanan yerlerde beslenen kedi ve köpelerin kısırlaştırılması yasayla zorunlu hale getirildi. Ayrıca özel televizyonlarda ayda en az iki, özel radyolarda ise en az yarım saat hayvanların korunması amacına yönelik eğitici yayınlar yapılması hükme bağlandı.



AA – NEW YORK – Bugünlerde Amerikalıların gözü Türkiye’nin üzerinde. Türkiye’nin tanıtımı için hazırlanan afişler ABD caddelerini süslüyor. New York’ta ticaret ve turizm merkezi olan Manhattan’ın en yoğun caddeleri ile Times Meydanı’ndaki otobüs durakları ve telefon kulübelerine asılan Türkiye tanıtım afişlerinde, filmiyle de gündemde olan Truva atı ile Efes harabelerindeki Cel-cus Kütüphanesi’nin fotoğrafları da yer alıyor.



İSTANBUL – Yaz yağmuru İstanbul’u bıktırdı. Alibeyköy’de okulları her yağmurda olduğu gibi yine su bastı. Bursa ve Ardahan’da da çok sayıda ev ve işyeri sular içinde kaldı. Ardahan’da 18 yaşındaki Saime Başdemir, hayvanlarını kurtarmaya çalışırken sele kapılarak öldü. Karaman’ın Ermenek ilçesinde ise tarlasında çalışan 65 yaşındaki Elif Karataş, yıldırım sonucu hayatını kaybetti.