Archive for Ocak 25th, 2009

İSTANBUL – Transfer çalışmalarını hızla sürdüren Beşiktaş, dün de üç futbolcuya imza attırdı. Siyah- Beyazlı ekip ilk olarak, geçen sezon Inter’de forma giyen Okan Buruk ile üç yıllık sözleşme imzaladı. Teknik direktör Vicente Del Bosque’nin istediği ilk futbolculardan biri olan Okan Buruk, güvene ihtiyacı olduğunu, bu güveni aldığı için Beşiktaş’ı tercih ettiğini söyledi. Beşiktaş ayrıca, devre arasında anlaşmaya vardığı Altaylı İbrahim Akın ve Roda’dan Fatih Sonkaya ile dörder yıllık sözleşme imzaladı. Dış transferde şimdiye kadar İbrahim Toraman, Fatih Son-kaya, Okan Buruk, Çağdaş Atan, Mustafa Doğan, Murat Şahin, Veysel Cihan ve İbrahim Akın’ı renklerine bağlayan Beşiktaş, bugün de Ali Güneş ve Berkant Göktan’a imza attıracak. (Spor Servisi)



RADİKAL – ANKARA – NATO zirvesine yönelik protestolar sürüyor. Ankara’da dün, TBMM giriş kapısı önünde ‘Bush ve NATO karşıtı’ gösteri yapıldı. Kendilerine ‘Ankara NATO Karşıtı Gençlik Platformu’ adını veren grup, sloganlar eşliğinde TBMM Dikmen giriş kapısının önüne gelip, buradaki basın açıklamasında ABD politikaları ve hükümeti eleştirdi.



Zirveler, toplantılar birbirini izliyor, son olarak İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) İstanbul’da toplandı. Keşke iddia edildiği gibi, dünyanın yeniden yapılanması sürecinde, Ortadoğu’da odaklanan derde derman olacak bir şeyler yapabilseler. Ancak, görünen o ki, gelinen noktada bu son derece zor, hatta neredeyse imkânsız.

Bir sorunun çözümünde en önemli adım, sorunu tanımlamaktır. Oysa, bir kere, sorun bir değil. Sorun birden fazla sayıda demiyorum, bir değil, yani sorun herkes için farklı. Mevcut iktidarlar için sorun başka, işgal koalisyonu başta olmak üzere, Ortadoğu’da iktidarlarını perçinlemek ve kaynakları paylaşmak isteyen çevreler için farklı, bölgede yaşayan çeşitli gruplar için, bunlar arasında iktidar savaşı yapanlar için hep farklı. Tarihsel-siyasal süreç, özellikle de böyle dönüm noktalarında hep bu şekilde işlemez mi? Dahası, sorunlar hep bunlar hiç yokmuşcasına tanımlanmaz mı? Evet, ama özellikle de bu bölge için belli bir doygunluk noktasına gelmedik mi? Bunca yaşanandan sonra, bunca karmaşık iktidar mücadelelerini, İslam dünyasında yenilenme ihtiyacıyla özetlemenin, geçiştirmenin imkânı var mı?

İKÖ toplantısının mutlaka politik olarak sembolik bir önemi, anlam ve mahiyeti var, ancak İslam dünyasına ilişkin sorunları, İslam coğrafyasının bir iç meselesine indirgeme söylemi benimsemiş bir toplantının ve bu tür kurumların etki alanları son derece sınırlıdır.

Malum, İslam coğrafyasında ve özellikle Arap dünyasında İKÖ dahil olmak üzere kurumsal yapıların temsil kabiliyeti her zaman sınırlı olmuştur, ancak şimdilerde bu kabiliyet daha da aşınmış vaziyette. Bu coğrafyada yaşayanların homojen bir bütün olmadığı malum, ancak toplumların yaşadığı sorunlar, talepler, yükselen tepkilerini ifade yolunu bir şekilde bulamayan tüm kurum ve toplantılar göstermelik olarak kalacak. Öyle olduğu sürece de, bölgede insanlar giderek daha fazla köktendinci siyasetlere savrulacak. Bu koşullar altında köktendincilik şikâyeti kadar ikiyüzlü bir tutum olamaz.

Bakın, İslam coğrafyasında bugün yaşanan sorunların tümünü dış etkenlere bağlamak ne kadar sağlıksız ve verimsiz bir yaklaşımsa, emperyalizmin bu coğrafyadaki seyrini dikkate almayan, hatta işi bu konuda ciddi bir körlüğe vardıran yaklaşımlar da o kadar sağlıksız, verimsiz ve fazladan hakkaniyetsiz. Hep aynı şeyi tekrar etmek zorunda kalıyoruz, ama sorun dinsel bir sorun değil, dolayısıyla sorunun odağına İslam’ı yerleştirmenin,

manipülatif işlevleri dışında hiçbir anlamı yok. Yani, yüzyılı aşkın süredir sorulan, 11 Eylül’den sonra Bernand Lewis’in kitabına başlık yaptığı, en son olarak İKÖ toplantısını özetleyen, İslam dünyasında

‘Yanlış giden neydi’? (What went wrong?), yanlış olmanın ötesinde son derece taraflı bir soru. Yakın tarihi gözden geçirirsek, gelişmiş Batı dünyasında olan bitenlerde en az, İslam coğrafyasında olanlar kadar

‘Yanlış giden neydi’ sorusunu hak ediyor.

Yanlış giden ne, modern toplumun tüm barış ve akılcı yaşam vaatlerine rağmen neden iki dünya savaşı yaşandı, Soğuk Savaş döneminde dünya ABD ve Sovyetler Birliği ablukası altında yaşanan politik mücadelelerde bunca insanın ölmesine tanık oldu. Yanlış giden ne, neden tüm bilimsel gelişmelere rağmen, dünyanın zenginleri ile fakirleri arasında uçurum arttı, hâlâ insanlar açlıktan ölüyor, hatta ABD gibi dünyanın en zengin ülkesinde soğuktan donarak ölüyor? Yanlış giden ne, Irak’ta bir kadın asker işkence yaparken gülen, diğeri bir cesedin başında zafer işareti yaparken fotoğraf çektiriyor?

Bu sorulardan binlercesini sormak mümkün, oysa Batı dünyasında toplantılar, yanlış giden ne diye başlayıp, bitmiyor. Asıl yanlış giden bu. Yanlış gidenlerin tümünü birden mesele yapmadan hiçbir toplantı hiçbir şeyi çözemeyecek, işin özeti ve aslı bu.

Not: Bu yazı yazıldığında İKO Genel Sekreterliği’ne henüz kimin seçildiği belli olmamıştı. Türkiye’nin adayı Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun İKO Genel Sekreteri seçildiğini öğrendik, İslam coğrafyası ve kültürü alanında son derece yetkin bir isim olan İhsanoğlu’nun bu göreve gelmesini her şeye rağmen çok sevindirici buldum. Bu vesileyle kendisini tebrik ederim.





80′lerin sonunda ‘Kötü Çocuklar’ adıyla anılan ve iki şampiyonluk yaşayan Pistons, Lakers’ı geçerek üçüncü zaferine ulaştı. Mehmet, NBA’de şampiyonluk yaşayan ilk Türk oyuncu oldu
DETROIT – NBA’de 2003-2004 sezonu şampiyonu Detroit Pistons oldu. Ligin 58. sezonunda play-off finalinin Auburn Hills’deki beşinci maçında, sahasında Los Angeles Lakers’ı 100-87 yenen Detroit Pistons, 4-1′lik seriyle tarihindeki üçüncü şampiyonluğuna ulaşmayı başardı. Maçın ilk yarısını 55-45 önde tamamlayan Pistons’ta, Mehmet Okur’un Shaquille O’Neal’ı iyi savunması, ardından da çok kritik bir 3 sayılık basket atarak 4 dakika içinde 7 sayı bulması salondan büyük alkış aldı. Üçüncü çeyrekte farkı 17 sayıya dek çıkaran Pistons, hücumda etkinlik gösteremeyen rakibi karşısında Taysahun Price ile etkili oyununu sürdürdü ve dördüncü çeyreğe de 82-59 önde girerek önemli bir avantaj yakaladı. Son çeyrekte rahat bir oyun sergileyen ve tüm yedeklerine şans tanıyan Detroit ekibi, salondan 100-87 galip ayrıldı.



İşkence skandalıyla imajı sarsılan ABD, askerlerine yargı muafiyeti sağlayan tasarıyı BM’den çıkaramayacağını anlayınca geri çekti. ABD ikili anlaşmalarla kazandığı muafiyete güveniyor
BBC – NEW YORK – 11 Eylül’den beri ‘terörle küresel savaş’ adı altında ele geçirdiği kişileri hiçbir yasal hak tanımadan gözaltında tuttuğu yetmezmiş gibi işkenceden de geçirdiği ortaya çıkan Bush yönetimi, vatandaşlarının Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) karşısında dokunulmazlık kazanması

ısrarında bu kez başarısız oldu. Iraklı esirlere işkence görüntülerinin ayyuka çıkınca BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın uyarılarına da kulak veren 15 üyeli Güvenlik Konseyi, ABD vatandaşlarına UCM’de yargı muafiyetinin bir yıl daha uzatılmasını talep eden tasarıya destek vermedi. Britanya, Rusya, Angola, Filipinler ile Pakistan’ın desteği gerekli dokuz oyun altında kalırken, ABD tasarıyı geri çekmeye mecbur oldu.

Geçmişte tasarıyı kabul ettirmek için BM’nin barış gücü operasyonlarını veto kartını oynayan ABD, uluslararası platformda imajının serbest düşüşe geçtiği bir dönemde üstü kapalı tehditle yetindi. ABD’nin BM Temsilcisi Yardımcısı James Cunningham, "ABD gelecekte BM’nin yetkisiyle yapılacak operasyonlarda katılımını değerlendirirken, bir parçası olmadığı UCM’de yargılanma riskini hesaba katmak zorunda kalacak" dedi. Daha önce Annan, Konsey üyelerine 30 Haziran’da sona erecek muafiyetin uzatılmamasını isteyip, ABD’ye de çatmıştı: "Esirlere kötü muamele göz önüne alındığında böyle bir ayrıcalık için bastırılması çok talihsizce." Annan, dün ABD’nin tasarıyı çekmesini memnuniyetle karşıladı.



Vakıf üniversiteleri eğitim öğretim ücretlerini açıkladı. Bir yıllık lisans programı, 5 bin dolar civarında
AA – ANKARA – Vakıf üniversiteleri, yıllık eğitim ücretlerine yüzde 2 ile 29 oranında zam yaptı. ‘Vakıf’larda lisans programı ücretleri 5 bin dolar civarında seyrederken, diş hekimliği ve tıp eğitimindeki yüksek bedel dikkat çekti. 24 üniversitede liste şöyle (KDV hariçse yüzde 8 ilave edilecek):

Bahçeşehir: 12 milyar 500 milyon lira.

Başkent: KDV hariç 5 bin dolar karşılığı döviz bazında sabit tutuldu.

Bilkent: KDV hariç 7 bin 750 dolar.

Çağ: KDV hariç 9 milyar 750 milyon lira.

Çankaya: KDV hariç 5 bin dolar.

Doğuş: İngilizce lisans programları 12 milyar 600 milyon, Türkçe lisans programlar 11 milyar 100 milyon lira olarak sabit tutuldu.

İstanbul Bilgi: Tüm fakülteler 14 milyar lira, meslek yüksekokulu öğrenim ücreti 7 milyar lira olarak sabit kaldı.

İstanbul Kültür: Mühendislik Mimarlık Fakültesi bölümleri 7 bin 700, Hukuk Fakültesi 7 bin 425, İktisadi ve İdari Bilimler 6 bin 600 dolar karşılığı Türk Lirası.

Kadir Has: Mühendislik Fakültesi KDV hariç 7 bin dolar, İktisadi ve İdari Bilimler 6 bin doları karşılığı Türk Lirası.

Yeditepe: Diş Hekimliği 24 milyar, Tıp 19 milyar 500 milyon, Mühendislik Mimarlık 15 milyar, Fen Edebiyat 12 milyar lira.

Atılım: 6 bin 500 dolar.

Beykent: Bütün lisans programları 4 bin 900 dolar karşılığı Türk Lirası sabit tutuldu.

TOBB: Tüm bölümler 9 milyar lira.

Haliç: Hazırlık sınıfları 5 bin dolar, Mimarlık 6 bin dolar, Bilgisayar Mühendisliği 7 bin 500 dolar.

Işık: Tüm bölümler KDV hariç 8 bin 500 dolar.

Koç: Tüm bölümler 12 bin 500 dolar karşılığı Türk Lirası.

Maltepe: Tıp Fakültesi KDV hariç 15 milyar lira, Hukuk, Fen Edebiyat, Mühendislik Mimarlık fakülteleri 11 milyar lira.

Sabancı: Tüm programlar, 11 bin 100 dolar karşılığı Türk Lirası.

İzmir Ekonomi: Tüm programlar KDV hariç 5 bin 500 dolar karşılığı Türk Lirası.

Fatih: Tüm bölümler KDV hariç 6 bin 850 dolar.

İstanbul Ticaret: Lisans programları ve lisans programları için İngilizce Hazırlık 10 milyar lira.

Ufuk: Tıp KDV hariç 7 bin 150 dolar, diğer tüm fakülteler 5 bin 500 dolar karşılığı Türk Lirası.

Yaşar: Tüm fakülteler KDV hariç 1500 dolar karşılığı Türk Lirası.

Okan: Tüm lisans programları 6 bin dolar karşılığı Türk Lirası.



CHP lideri Baykal, olağanüstü kurultayı Ankara’nın 27 kilometre dışında, basına ve halka kapalı olarak yapma kararı aldı. Bu karar parti içi demokrasi açısından son derece talihsiz bir adım oldu