


Archive for Şubat 21st, 2009
Şub
21
AA – İSTANBUL – İş Bankası, Paşabahçe Fabrikası’na ilişkin Star gazetesinde yayımlanan haberler nedeniyle açtığı davada 70 milyar lira manevi tazminat kazandı. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tazminatın, yasal faiziyle, davalılar Ulusal Basın, o dönemin Star Gazetesi Sorumlu Müdürü Serdar Akbıyık, gazeteciler Taşkın Şenol, Cevher Kantarcı ve Mustafa Mutlu’dan müştereken tahsil edilip davacıya verilmesine hükmetti. Dava dilekçesinde, "Uzan Grubu’nun medya organlarında, banka hakkında asılsız, kötü niyetli ve yıpratma amaçlı haberler yayımlandığı" belirtilip 700 milyar lira manevi tazminat isteniyordu.
Van’da eski milletvekili Mustafa Bayram’ın avukatlarının 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ne verdiği tutukluluğa itiraz dilekçesi reddedildi.
Uyuşturucu kaçakçısı zanlısı Hamit Bayram’ın Emniyet Müdürlüğü’ne ait Bölge Trafik Şube Müdürlüğü’nden kaçırılması olayının ardından 10 Temmuz’da Sulh Ceza Mahkemesi’nce tutuklanarak cezaevine konulan eski milletvekili Mustafa Bayram’ın avukatları Ayhan Çabuk, Hüsnü Ayhan, Halil Kartal, Fesih Kınav ve Fehim Oflas’ın 3. Asliye Ceza Mahkemesi’ne verdiği itiraz dilekçesi rededildi.
3. Asliye Ceza Mahkemesi nöbetçi Hakimi Cumhur Uluçınar imzasıyla alınan kararda, şu ifadelere yer verildi: “Yüklenen suçlamaların vasıf ve mahiyetine, eylemler ile ilgili uygulanabilmesi muhtemel kanun maddelerinin öngördüğü cezaların nevi ve miktarı ile bu maddelerin korumayı hedeflediği hukuki yarara, delillerin henüz yeterince toparlanmamış bulunmasına, tutuklulukta geçirdiği süreye ve olayın iddia olunan gelişme biçimine göre, eylemin kamu çalışanları nezdinde kamu otoritesine yönelik bir eylem olduğunun gözlenmesine ve evrak kapsamında yüklenen suçlamalara vücut verebilecek davranış sergilediğine ilişkin aleyhinde yeterli delilin bulunduğunun değerlendirilmesine binaen sanık Mustafa Bayram vekillerinin tahliyeye ilişkin vaki taleplerinin reddi ve tutukluluk halinin devamına, hazırlık soruşturması işlemlerinin tamamlanabilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine karar verildi.”
Bayram’ın avukatlarından Ayhan ise itiraz dilekçelerinin reddedilmesi ve bundan sonra izleyecekleri yolla ilgili şunları söyledi: “Dosya Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildikten sonra savcı hazırlık aşamasını bitirerek iddianameyle dava açacak. Daha sonra duruşma günü belirlenecek. Bir aya kadar dava açılmazsa hakimin Bayram’ın tutukluluk durumunu incelemesi gerekiyor. Biz bu aşamadan sonra dava gününü bekliyoruz.”
Şub
21
Cumhurbaşkanı’nın, İl Özel İdaresi Kanunu’nu ‘bir kez daha görüşülmesi için’ TBMM’ye göndermesi fazla ilgi görmedi.
Yönetim sorunu ülkemizi yakıp kavuruyor, Cumhurbaşkanı bu Anayasa’yla yönetim sisteminde değişiklik yapamazsınız demeye getiriyor, basının çoğu umursamazlık içinde; bu ilgisizliğin nedenini anlayabilmiş değilim!
Sezer’in iade gerekçeleri üzerine, AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz’un görüşlerini Zihni Erdem ve Ahmet Kıvanç’ın haberinden okuyoruz:
“Tercihimiz ne hukuka, ne Anayasamıza ters. Hükümet olmadan önce bunları halka açıkladık, halk destek verdi. Sezer’in anlayışı, yorumu, doğrusu toplumla ve bizim düzenlememizle örtüşmüyor. Dört yasanın (Kamu Yönetimi Reformu, İl Özel İdaresi, Belediyeler ve Büyükşehir Belediyeleri kanunlarının) hiçbirinde, ne devlet ne idare bütünlüğüne aykırılık var.” Kapusuz, yasanın hiçbir yeri değiştirilmeden Cumhurbaşkanı’na gönderilmesi kanısında olduğunu sözlerine eklemiş. (Radikal, 12 Temmuz)
Kapusuz’un söylediklerinin doğruluğu irdelenmelidir: Yönetimde yapılacak değişiklikleri halk bugün bile bilmemektedir. Halkın bilmesi demek, ayrıntıların köy kahvesinde konuşuluyor olması demektir. Halk mevcut sistemi tanısa ve -mahcup ve yetersiz de olsa- getirilen yasa tasarılarını anlamış olsaydı, basın olaya bugünkünden çok farklı yaklaşırdı.
Diğer taraftan, sayın Sezer’in kanunlar hakkında yazdıklarının sonucu yanlış değildir, doğrudur; bu düzenlemeler Anayasa’ya aykırıdır! 1982 Anayasası’nı hazırlayanlar bilerek, isteyerek ve amaçlayarak, -tam da Sezer’in açık seçik tanımladığı gibi- koyu bir merkezi yönetim kurmuşlardır.
Bu dört kanunun temeli Anayasa’ya aykırı olduğundan, İl Özel idaresi Kanunu Meclis’te aynen kabul edilerek Cumhurbaşkanı engeli geçilebilir, ama Anayasa Mahkemesi geçilemez.
Bu nedenle iktidar partisi, Sezer’in yazısını biraz daha dikkatle okuyup, gereğini düşünmelidir.
Cumhurbaşkanı’nın iade yazısında Anayasa’ya aykırılık gerekçeleriyle ‘kamu yararına uygun düşüp düşmediği’ değerlendirmeleri iç içe, bir arada bulunuyor. Sayın Sezer’in dört kanunun Anayasa’ya aykırılığına ilişkin görüşlerine tamamen katıldığım bellidir. Ancak Cumhurbaşkanımız’ın, yönetim sisteminin ‘kamu yararına uygun düşüp düşmediği’ değerlendirmelerine katılmam kolay değil!
İl Özel İdaresi Kanunu’nun iadesi, Türkiye’nin karşısında olduğu öncelikli sorunu, büyüklüğünü ve karmaşıklığını da göstererek, gözümüzün içine sokmuştur. Sayın Sezer, bu anayasayla reform yapılamayacağını açık ve veciz biçimde belirtmiştir. Bundan sonra, işin dışındakiler bile, ‘Meclis şu reformu yasallaştırsın’ diyemez!
Sezer’in geri gönderme yazısı; ne yönetim sisteminin, ne yükseköğretimin, ne bütçe düzeninin, ne sosyal güvenliğin, ne aklınıza geliyorsa onun, bugünkü anayasayla düzeltilemeyeceğini, sorunların çözüme kavuşturulamayacağını bir kez daha göstermiştir. Her biri diğerinin nedeni ve sonucu olan bu sorunlar yolumuzu tıkamıştır, kaynaklarımızı kurutmuştur, elimizi bağlamıştır.
Şimdi, Anayasa kapanından Türkiye’yi ve halkımızı nasıl kurtaracağımızı düşünüp, söyleme zamanıdır. Bu Anayasa’yla nasıl ve ne kadar yaşayabiliriz?
Yeni bir anayasayı nasıl hazırlar, yürürlüğe koyabiliriz?
Bu sorulara verilecek cevaplar, görevimizi de belirleyecektir.

