Archive for Mart 5th, 2009

AA – HAVANA – Küba’da Arjantinli devrimci Ernesto Che Guevara’nın hayatı ile ilgili daha önce hiç yayımlanmamış görüntülerin yer aldığı bir belgesel önceki gün ilk kez gösterildi. Küba Sineması Enstitüsü’nün arşivlerinden yararlanılarak hazırlanan ve Kübalı Manuel Perez’in yönetmenliğini yaptığı 55 dakikalık ‘Asla Hayal Edemeyeceğiniz Bir Yerde’ (Donde nunca jamas se lo imaginan) adlı belgeselde, 1928′de Arjantin’de doğumundan, 1967′de Bolivya’da ölümüne kadar geçen sürede Che Guevara’nın hayatından kesitler anlatılıyor. Perez, filmde ayrıca Küba Devlet Konseyi’nin ‘çok iyi korunmuş’ arşivlerinden fotoğraflarla bazı kişilere ait belgelerden de yararlanıldığını belirtti. Belgeselin, bu ay İspanya’da DVD olarak piyasaya çıkacağı kaydedildi. Film, 1959 devrimi öncesi ve sonrasını konu alan Küba tarihi konulu ‘Devrim Yolları’ adlı belgeselin yedi bölümünden birini oluşturuyor.



Sık sık ölüm ve tecritlerle gündeme gelen F tipi cezaevlerindeki mahkûmlar, özel koşullarda çıkardıkları mizah dergileriyle nefes alıyor, hayata tutunuyor



Nevşehir ve Kayseri’de jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonda ‘çıkar amaçlı suç örgütü’ oluşturdukları iddiasıyla biri polis 29 kişi gözaltına alındı.

Nevşehir’in Kozaklı ilçesi ve Kayseri’de jandarma ekiplerinin yaptıkları operasyonlarda ‘adam öldürme, yaralama, darp, çıplak fotoğraf çekerek şantaj, silah zoruyla senet imzalatma’ olaylarına karıştıkları iddia edilen Kozaklı İlçe Emniyet Amirliği’nde görevli polis memuru Bayram Ö.’nün de aralarında bulunduğu 29 kişi yakalandı. Yakalanan diğer kişilerin ise isimleri şöyle: Bülent A, Vedat G, Mustafa A, Rızvan A, Mevlüt A, Beyazıt B, Özgür Ö, Zafer B, Serkan U, Sancar Ç, Bektaş T, İlyas E, Canik Y, Sertaş A, Hakkı B, Aslan Ö, Sami Y, Halil C, Tekin D, Bahtiyar Ç, Fevzi M, Recep M, Bülent A, Bayram A, Yılmaz G, Sırrı Y, Ümmühan A ve Hakan Y. Sanıkların ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda da beş adet tabanca, 77 adet mermi, dört adet çelik yelek, ikisi otomatik biri pompalı beş adet av tüfeği ile Mercedes marka zırhlı bir otomobil ele geçirildi. Sanıkların Yalova’da Şükrü Çetin’in öldürülmesi olayının da sorumluları oldukları bildirildi.



Yaz gelince kentin üzerine de bir

güzellik gelir. Trafik sakinleşir,

sokaklar tenhalaşır. Sanki daha

rahat nefes alınır. Ufuk çizgisini

baştan başa ve artık çıkmaz biçimde

kaplayan o kirlilik örtüsüne rağmen.

Tıpkı ramazanda olduğu gibi. Adeta

kalabalıkla birlikte kaçmayanlara,

farklı davranabilenlere kentin küçük

bir hediyesi gibi. Umulmadık

keşifler için bulunmaz bir fırsat.

Sonunda adından sıkça söz edilen

‘Rue Française’ de açıldı. Türkçesiyle

Fransız Sokağı. Fransız kalmamak

için Fransızca adıyla anmak gerek.

Bilbordlara bakılırsa ‘Beyoğlu

kendine dönüyor’. İddialı slogan.

Beyoğlu’nun kendinde olmadığını

anımsatan bir yönü var. İyi ki

Fransızcası var. Durumun daha az

vahim olduğunu gösteriyor. ‘Beyoğlu

köklerine geri dönüyor!’ Yani,

İstiklal Caddesi, Pera olma yönünde

bir adım daha atıyor. Semtin ve

caddenin son 80 yılda başından geçenleri

unutması mümkün mü?

Tabii sokağın ortasındaki güvenlik

takının üzerinde uzun uzadıya durulabilir.

Ama ne onun varlığı, ne görevlilerin

güler yüzlü ya da asık suratlı olmaları

asıl konu değil. Asıl konu bu sokağın

açılmasıyla kentin neye benzediği. En

son söylenecek olan baştan söylenebilir.

Fransız Sokağı bir gayrimenkul geliştirme

projesidir. Bu hafif dökük, hafif marjinal

alanın evcil, ehli, güvenlikli bir Fransız

eğlence yeri ve dükkân sitesine

dönüştürülmesine yöneliktir.

Ayrılırken broşürler dağıtılıyor.

Bakınca birinin, bir gazetenin

eki (yani teknik deyimle advertorial),

diğerinin sanat galerisindeki serginin

kataloğu olduğu anlaşılıyor. Ekte

projenin sahibiyle uzun bir söyleşi var.

Öncelikle buranın ‘temalı bir sokak’

olduğunu öğreniyoruz. Bir de sitede

demir disiplin uygulanacağını.

Örneğin, binaların sadece iki renk

olabileceğini, müzik konsepti gereği

belli saatlerde belli tür müziklerin

çalacağını, dükkânların adlarının

Fransızca olacağını ve dükkânların en

az bir (çok iyi) Fransızca bilen eleman

çalıştırmak zorunda olduklarını!

Buranın neşeli,güvenli, ancak zapturapt

altında bir site olacağı kesin. İçki

ruhsatı konusu da bakanlık yardımıyla

bir tek ruhsatla çözülecekmiş. Bu bilgiler

yoruma yer bırakmayacak kadar açık.

Yine de sorular var. Broşürde bir kültür

kelimesidir gidiyor. ‘Gastronomi

Kültür Enstitüsü’, ‘şarap kültürü’,

’sanat kültürle buluşuyor’. Bu kültürün

ne menem bir şey olduğu belirsiz.

Şu haliyle Fransız kültürünün ne kadar

talebi var göreceğiz. İkincisi: Sitenin

amblemi ‘rf’, anlı şanlı Fransız

Cumhuriyeti’ninkiyle ‘RF’ aynı. Bir

tek harf karakterleri farklı. Amblemin

gerçek sahipleri bu benzerlik için ne

düşünüyorlar meçhul. Sitenin girişindeki

sanat galerisinin ‘İtalyan Opera Okulu’

olduğu söyleniyor. Tarihçilerin bilgisine

başvurmalı. İçerideki tabelada ‘İtalyan

İşçi Derneği’ ibaresi okunuyor.

Artık İstanbul Disney’e hazır. Fransız

dükkân sitesi Disney için zemin hazırlıyor.

Site Fransız kültürünün Disney’e

karşı zaferi gibi görülebilir. Asıl zafer

Cezayir’in. Ehlileşmiş sokaklardan

ikisi Cezayir adını taşıyor. Hâlâ. Cezayir

Sokağı ve Cezayir Çıkmazı. Kültür

timsali Fransa’nın Cezayir’de yaptığı

hunhar sömürge mezalimini unutmayalım

diye.Belli olmaz belediye bir kararla

bu sokakların adını Pétain Sokağı

ve Le Pen Çıkmazı olarak da değiştirebilir.

İyi niyetle de olsa kentin dikenlerini

sökmeye, pürüzlerini’tema projeler’le

yok etmeye kimsenin hakkı yok.

Gün gelir, kentin ruhu yattığı yerden

doğrulup hesabını sorar.



RADİKAL – ANKARA – Adli tatilin süresini 36 güne indiren yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi ve yasalaştı. Çeşitli yasalarda değişiklik öngören yasaya göre, adli tatil gelecek yıldan itibaren 20 Temmuz yerine 1 Ağustos’ta başlayacak ve eskiden olduğu gibi yine 5 Eylül’de sona erecek. Mal beyanında bulunmadıkları için 10 gün ile bir ay arasında hapis cezasına çarptırılan ve davası devam edenlere bildirimde bulunmaları koşuluyla af getiren hüküm ise metinden çıkarıldı. Yasaya göre parasal sınırların artırılması nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı verilemeyecek. Tutuklu kişilere iddianame, ceza infaz kurumunda tebliğ edilecek. Adalet Bakanı ile valilere kamu davası açılmasını sağlama yetkisini düzenleyen hükümler kaldırıldı.



RADİKAL – ANKARA – Adli tatilin süresini 36 güne indiren yasa tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi ve yasalaştı. Çeşitli yasalarda değişiklik öngören yasaya göre, adli tatil gelecek yıldan itibaren 20 Temmuz yerine 1 Ağustos’ta başlayacak ve eskiden olduğu gibi yine 5 Eylül’de sona erecek. Mal beyanında bulunmadıkları için 10 gün ile bir ay arasında hapis cezasına çarptırılan ve davası devam edenlere bildirimde bulunmaları koşuluyla af getiren hüküm ise metinden çıkarıldı. Yasaya göre parasal sınırların artırılması nedeniyle mahkemelerce görevsizlik kararı verilemeyecek. Tutuklu kişilere iddianame, ceza infaz kurumunda tebliğ edilecek. Adalet Bakanı ile valilere kamu davası açılmasını sağlama yetkisini düzenleyen hükümler kaldırıldı.



TBMM’nin tatil öncesi son çalışma gününde, Dernekler Kanunu’nun ele

alarak yasalaştırması bekleniyor. Türkiye’de örgütlenememe özgürlüğünün bir ifadesi olan Dernekler Kanunu, vesayetçi ve otoriter karakteri ile idarenin keyfi müdahalelerine olanak veren bir niteliğe sahip. Sivil toplum örgütlerinin Dernekler Kanunu’na yönelik yaptıkları çok sayıda çalışma, yasa önerisi ve değerlendirme olmasına karşın, yeni kanun kapalı kapalar ardında hazırlanmakla kalmadı, toplumda hiçbir tartışma ve eleştiriye imkân tanımayacak şekilde Meclis’e sevk edildi. Uyum telaşı, yasalarda yapılan düzenlemeler demokratik nitelikli olsa da, yasaların hazırlanma süreçlerinin antidemokratik nitelik taşımasına yol açıyor. Yasa değişiklikleri, toplumun ilgili kesimleriyle bir diyalog içinde yapılmıyor, tartışılmıyor, bu nedenle benimsenmesi de güç oluyor.

Nitekim Dernekler Kanunu’nun da başına daha önce aynı şey geldi. TBMM, Mart 2002 tarihinde, uyum yasaları kapsamında Dernekler Kanunu’nun 11 ve 12. maddesini yürürlükten kaldırdı. Bunlar, yurtiçinde ve dışında kurulan derneklerin faaliyetini sınırlayan maddelerdi. Ancak sonra 3 Ağustos 2002 tarihinde kabul edilen uyum yasaları kapsamında bu iki madde tekrar yasaya sokuldu. Böylece Türkiye’de kurulan derneklerin yurtdışındaki faaliyetleri ve yurtdışında kurulan derneklerin Türkiye’deki faaliyetlerine sınırlama geldi. Yani Derneler Kanunu bir yazboz tahtasına dönmüş durumda. Örgütlenme özgürlüğü konusunda başımıza gelecekleri, ancak yasa çıktıktan sonra görebileceğiz.