Archive for Mart 20th, 2009

AA – ANKARA – ABD’nin ‘Herkül’ uçaklarına alternatif olarak üretimi öngörülen A400M uçaklarıyla ilgili çalışmalar Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI) tesislerinde bütün hızıyla devam ediyor. Günümüzde görevlerini yerine getirmekte yetersiz kalan ve miladlarını dolduran ‘C130 Hercules’ ile ‘C160 Transall’ uçaklarının yerini alacak olan A400M uçakları, yüksek seyir hızı ve kıtalararası menzili ile dünyanın en gelişmiş nakliye uçakları arasında gösteriliyor. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu yedi ülkenin ilgili havacılık şirketlerinin ortak üretim çalışmaları geçen yıl temmuz ayında yürürlüğe giren sözleşmesi çerçevesinde yürütülüyor. Proje kapsamında zirve noktada TAI’de yaklaşık 140 tasarım mühendisinin çalışacağı bu dev program kapsamında TAI tasarım çalışmalarını üç ana grup halinde yürütecek. Birinci gövde grubu kapsamında ön-orta gövde tasarım çalışmaları yapılacak.



Yeniden yapılandırılan sekiz Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nin 749 trilyonluk borcu silindi. 2005 yılına kadar Fiskobirlik’in 1 katrilyon, yedi birliğin de 412 trilyon liralık borcu daha yapılandırılacak
RADİKAL – ANKARA – Hükümet, Dünya Bankası ile yürütülen ARİP projesi çerçevesinde, yeniden yapılanan sekiz Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nin toplam 749 trilyon liralık borcunu sildi. Yeniden yapılandırma çerçevesinde 5 Ocak 2005′e kadar Fiskobirlik’in 1 katrilyon 38 trilyon liralık borcunun yanı sıra yedi birliğin 412 trilyonluk borcu da değerlendirilecek.

Sanayi Bakanı Ali Coşkun dün Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri’nin yeniden yapılandırılmasına ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Coşkun, 54 ilde hizmet veren birliklerin, geçmiş dönemdeki hükümetler tarafından özellikle istihdam yönünden kullanıldığını belirterek, "Birliklerin üzerinden siyasi yük kalktı. Siyasi partiler artık sadece denetim bakımından ilişkili" diye konuştu.

Birlikler, Çiller hükümeti döneminde gündeme gelen Destekleme Fiyat İstikrar Fonu’ndan (DFİF) kredi kullandılar. Ancak zaman içinde fona geri ödemeler yapılamadı. 57. hükümet döneminde, 4572 sayılı yasa çıkarılarak, Birliklerin 2000 yılına kadar olan DFİF borçlarının yeniden yapılandırma kurulunun önerileri dikkate alınarak Hazine tarafından üstlenilmesi imkânı getirildi. Bu imkânı kullanan AKP hükümeti, mali ve kurumsal açıdan ilerleme gösteren sekiz birliğin yaklaşık 749 trilyon liralık DFİF borcunu 30 Haziran 2004 itibariyle sildi. Böylelikle, Tariş Pamuk Birliği’nin 227 trilyon, Tariş İncir Birliği’nin 39 trilyon, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği’nin 72 trilyon, Trakyabirlik’in 173 trilyon, Marmarabirlik’in 154 trilyon, Antbirlik’in 75 trilyon, Gülbirlik’in 1.7 trilyon, Tiftikbirlik’in 3.8 trilyonluk borcu silinmiş oldu.



İSTANBUL – Türk ve dünya edebiyatından önemli eserlerin yer alacağı, liselerde okutululacak ‘100 Temel Eser’ listesi tamamlanmak üzere…

Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, listenin henüz kesinleşmediğini belirtiyor. Listenin kesinleşmesi halinde bunun kamuoyuna duyurulacağı ifade ediliyor. Bakanlık yetkilileri ‘100 Temel Eser’ için düşün ve edebiyat dünyasından 35 kişinin oluşturdukları listelerin temel alındığını, eserlerin puanlamaya tabi tutulduğunu ve en çok puan alan kitapların ‘100 Temel Eser’ arasında yer alacağını belirtiyor. Kitapların temin edilmesi sırasında da orijinal metinlerin tercih edileceği söyleniyor. ‘100 Temel Eser’ projesi önümüzdeki eğitim-öğretim yılında hayata geçirilecek. (Kültür Sanat)



Kadınlar zararlı abur cubur alışkanlıklarını terk etti, erkekler çikolatadan vazgeçmedi
LONDRA – Britanya’da yapılan bir araştırmaya göre çikolatanın en büyük tüketicisi artık erkekler. Mintel araştırma şirketinin çalışması, kadınların daha sağlıklı abur cuburlara yöneldiğini, bunun karşısında her beş erkekten üçünün abur cubur tercihinin çikolata, bisküvi ve cipsler olduğunu ortaya koydu.

1000 kişiyle anket yapılarak hazırlanan çalışmayı yürüten Claire Hatcher, "En büyük çikolata tiryakileri de kadınlar olarak algılanıyor. Ancak asıl ne bulursa atıştıranlar erkekler" dedi. Araştırmaya katılan kadınların yarısının, çikolata alışkanlıklarını, meyve, çerez ve sebzelerle değiştirdiği anlaşıldı. Çikolata, araştırmaya katılan kadınların atıştırma listesinde meyveden sonra ikinci sırada yer alıyor.

Kadınların yüzde 62’sinin yemek aralarında meyve yediği, erkeklerde ise bu oranın yüzde 51 olduğu belirtildi. Kadınların yüzde 13′ü yemek arasında çiğ sebze atıştırırken, bunu yapan erkeklerin oranı sadece yüzde 8.

Araştırma ayrıca Britanya’da meyvenin popülaritesinin arttığını, yetişkinlerin yüzde 57’sinin düzenli olarak meyve yediğini ortaya koydu. Bu rakamın iki yıl önce yüzde 50 olduğu belirtildi.

Ülkede sağlıksız abur cubur tüketiminin de düştüğü, cips yiyenlerin oranının yüzde 40′tan 33′e, bisküvi yiyenlerin oranının ise yüzde 45′ten 30′a düştüğü bildirildi. (The Telegraph)



Ulaştırma Bakanı Yıldırım, dün Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı’nın (THY) verilen süre içerisinde özelleştirilmediği takdirde, kendi bakanlığına bağlanacağını söyledi. Yıldırım, iki gün önce de, "Kâr yapacağız derken yanlış yaptılar.

Vatandaş THY’nin ne kadar kâr yaptığına değil, hizmete bakar. Yapılanlar THY’nin imajına yakışmıyor" demişti.

THY 10 yıldır özelleştirilemiyor. AKP iktidarının ilk aylarında, Özelleştirme İdaresi’nden sorumlu Bakan Abdüllatif Şener, THY’yi ‘2003 yılında özelleştirilecek kurumlar’ arasında saymıştı. Bir buçuk yıl geçti, henüz özelleştirme yolunda bir gelişme görülmedi; Ulaştırma Bakanı’nın son konuşmaları, THY’nin bir süre daha ‘elde tutulmak’ istendiğini hatıra getiriyor.

Ülkemizin, uçak ve koltuk sayısı bakımından havacılık işletme

kapasitesinin, yaklaşık yüzde 40′ını elinde bulunduran bu büyük kuruluştaki gelişmeler, endişeyle izlenmektedir.

Mali sonuçları hatırlayalım: Bu yılın ilk çeyreğinde THY, 600 trilyon liralık ciroda 87 trilyon lira zarar etmiştir. Genel müdür zararı, ‘İç ve dış hat bilet ücretlerinde yapılan indirimler ve döviz kurundaki düşüş’ ile açıklamıştır. Profesyonel yöneticilerin zarar gerekçelerini, şu açık nedenle, anlayışla karşıladıklarını sanmıyorum: ‘Bilet ücretlerindeki indirim’ bugünkü genel müdürün geçen eylül ayı başında açıkladığı politikalarının sonucudur, kaldı ki THY’nin bilet ücretleri rakiplerinden aşağıda değildir. Diğer yandan THY, zarar etmediği 2003 yılında da Türk Lirası değerliydi ve 2004 bütçesini zararla bağlamamıştı!

Son aylarda artan ve doğrudan yönetime bağlanamayacak arızalar, gecikmeler, yıldırım çarpmaları, bombalar, uçakların kaçırılması halkta tedirginlik yaratmaktadır.

Genel Müdür Gündoğdu geçen yıl şubat ayında yönetim kurulu başkanlığı

ve genel müdürlüğe getirilmişti. Nisan ayı sonunda, yönetim kurulu başkanlığı ile genel müdürlük ayrıldı; kurul başkanlığına Candan Karlıtekin getirildi. Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Gündoğdu ve Karlıtekin, Başbakan Erdoğan’ın başkanlığı döneminde İstanbul belediyesinde birlikte çalışıyorlardı, ancak Karlıtekin, diğer ikisinin üstünde bulunuyordu.

Genel müdürlüğe gelişiyle birlikte ‘THY’de partizanlık’ ve kadrolaşma iddialarının artması karşısında, tayininden iki buçuk ay sonra Gündoğdu söylentileri cevaplama gereğini duymuştu:

Bu sürede, alınan işçi sayısı 30′du, 44 kişi emekliye ayrılmış, 12 kişinin işine son verilmişti (Radikal, 2 Mayıs 2003). Bu bilgiler, ‘yandaşlara iş bulma’ hırsını yansıtmıyordu, ama söylentiler yoğunlaşarak sürdü. Üstelik son aylarda, partizanlık görüntüsüne, iktidar partisinin içinde değişik sorumluluklar alan eski yol arkadaşlarının bilek güreşi de eklendi!

Partizanlık yapıldığını ya da yapılmadığını yazacak kadar bilgiye

sahip değilim, ama son ayda yazılıp çizilenlere ve haberleşen olaylara baktığımda rahatlıkla şunu söyleyebiliyorum: THY’de yoğun partizanlık

yapılsaydı, ancak bugün karşılaştığı cinsten olaylar ve eleştirilerle

karşılaşılırdı.

THY’de halkla ilişkiler mi başarısızdır? Yoksa yönetim partizanlık hastalığı içinde mi kıvranmaktadır ya da THY kötü mü yönetilmektedir? Herhalde yakın bir gelecekte öğreneceğiz.



Ulaştırma Bakanı Yıldırım, dün Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı’nın (THY) verilen süre içerisinde özelleştirilmediği takdirde, kendi bakanlığına bağlanacağını söyledi. Yıldırım, iki gün önce de, "Kâr yapacağız derken yanlış yaptılar.

Vatandaş THY’nin ne kadar kâr yaptığına değil, hizmete bakar. Yapılanlar THY’nin imajına yakışmıyor" demişti.

THY 10 yıldır özelleştirilemiyor. AKP iktidarının ilk aylarında, Özelleştirme İdaresi’nden sorumlu Bakan Abdüllatif Şener, THY’yi ‘2003 yılında özelleştirilecek kurumlar’ arasında saymıştı. Bir buçuk yıl geçti, henüz özelleştirme yolunda bir gelişme görülmedi; Ulaştırma Bakanı’nın son konuşmaları, THY’nin bir süre daha ‘elde tutulmak’ istendiğini hatıra getiriyor.

Ülkemizin, uçak ve koltuk sayısı bakımından havacılık işletme

kapasitesinin, yaklaşık yüzde 40′ını elinde bulunduran bu büyük kuruluştaki gelişmeler, endişeyle izlenmektedir.

Mali sonuçları hatırlayalım: Bu yılın ilk çeyreğinde THY, 600 trilyon liralık ciroda 87 trilyon lira zarar etmiştir. Genel müdür zararı, ‘İç ve dış hat bilet ücretlerinde yapılan indirimler ve döviz kurundaki düşüş’ ile açıklamıştır. Profesyonel yöneticilerin zarar gerekçelerini, şu açık nedenle, anlayışla karşıladıklarını sanmıyorum: ‘Bilet ücretlerindeki indirim’ bugünkü genel müdürün geçen eylül ayı başında açıkladığı politikalarının sonucudur, kaldı ki THY’nin bilet ücretleri rakiplerinden aşağıda değildir. Diğer yandan THY, zarar etmediği 2003 yılında da Türk Lirası değerliydi ve 2004 bütçesini zararla bağlamamıştı!

Son aylarda artan ve doğrudan yönetime bağlanamayacak arızalar, gecikmeler, yıldırım çarpmaları, bombalar, uçakların kaçırılması halkta tedirginlik yaratmaktadır.

Genel Müdür Gündoğdu geçen yıl şubat ayında yönetim kurulu başkanlığı

ve genel müdürlüğe getirilmişti. Nisan ayı sonunda, yönetim kurulu başkanlığı ile genel müdürlük ayrıldı; kurul başkanlığına Candan Karlıtekin getirildi. Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Gündoğdu ve Karlıtekin, Başbakan Erdoğan’ın başkanlığı döneminde İstanbul belediyesinde birlikte çalışıyorlardı, ancak Karlıtekin, diğer ikisinin üstünde bulunuyordu.

Genel müdürlüğe gelişiyle birlikte ‘THY’de partizanlık’ ve kadrolaşma iddialarının artması karşısında, tayininden iki buçuk ay sonra Gündoğdu söylentileri cevaplama gereğini duymuştu:

Bu sürede, alınan işçi sayısı 30′du, 44 kişi emekliye ayrılmış, 12 kişinin işine son verilmişti (Radikal, 2 Mayıs 2003). Bu bilgiler, ‘yandaşlara iş bulma’ hırsını yansıtmıyordu, ama söylentiler yoğunlaşarak sürdü. Üstelik son aylarda, partizanlık görüntüsüne, iktidar partisinin içinde değişik sorumluluklar alan eski yol arkadaşlarının bilek güreşi de eklendi!

Partizanlık yapıldığını ya da yapılmadığını yazacak kadar bilgiye

sahip değilim, ama son ayda yazılıp çizilenlere ve haberleşen olaylara baktığımda rahatlıkla şunu söyleyebiliyorum: THY’de yoğun partizanlık

yapılsaydı, ancak bugün karşılaştığı cinsten olaylar ve eleştirilerle

karşılaşılırdı.

THY’de halkla ilişkiler mi başarısızdır? Yoksa yönetim partizanlık hastalığı içinde mi kıvranmaktadır ya da THY kötü mü yönetilmektedir? Herhalde yakın bir gelecekte öğreneceğiz.



Baykal: Dört muhalif milletvekili benimle ilgili Pentagon belgesini satın almak istedi. Belgede, ABD politikaları doğrultusunda çalışmak için 40 milyon dolarlık taahhüt aldığım iddia ediliyor