Archive for Mart 25th, 2009

Geçtiğimiz hafta içinde kamuoyuna yansıyan açıklama ve gelişmeler bazı büyük çelişkileri açığa çıkardı. Bu yılın ilk çeyrek döneminde gayrisafi milli hasıladaki yüzde 12.4′lük büyümeye rağmen anılan dönemde çalışanların sayısı 342 bin azalmış, işsizlik oranı da yüzde 12.4 düzeyine yükselmiş. Aşırı iyimserler açısından her şey gayet iyi: İşsizlik

artıyor fakat çalışanların verimliliği de yükseliyor; ekonomi büyüyor! Fakat, arka arkaya muhtelif kesimlerden gelen, ücret zammına yönelik talep bizim iyimserleri köşeye sıkıştırıyor; mecburen durumu görmezden gelmeye çalışıyorlar.

2002 yılı başından itibaren ekonomi sağlıklı bir şekilde büyüyor, bu durum daralan istihdama rağmen verimlilik artışı sayesinde gerçekleşiyorsa, düşük ücretle büyük fedakârlıklara katlanarak çalışanların talebi son derece haklı. Verimlilik artışı sayesinde toplam faaliyet gelirleri düzenli olarak artıyorsa, düşük ücretle çalışanlar aslan payını almayı hak ediyor.

Büyüme rakamları ortada: 2002 yılında yüzde 7.8, 2003′te yüzde 5.9 ve 2004 yılı ilk çeyrek dönemindeyse yüzde 12.4. Enflasyonunsa tek haneli rakamlarda kalıcı olacağı iddia ediliyor. En önemlisi uluslararası kurumlarca desteklenen üç yıllık programın sonuna gelinmiş; uygulamanın başarılı olduğu sık sık tekrarlanmış. Sıra bu süreç boyunca büyük sıkıntı çekenlerin ödüllerine gelmiş. Fakat sanki bunların hepsi yalanmış gibi, şaşkın bir suskunluk ortalığı kaplamış.

Evet, beni karamsarlıkla suçlayan sayın iyimserler; şimdi konuşun: ya iddialarınızın hepsinin yalan olduğunu kabul edin ve bir daha ağzınızı açmayın ya da düşük gelirlilerin sizin iddialarınıza göre çok haklı olan talebini destekleyin. Neden susuyorsunuz?.. Ama sakın demagoji yapmaya veya yeni masallar anlatmaya kalkmayın, yalanlar daha büyük kuyruklu yalanlarla devam etmesin.

Belli bir kesimin, malum gerçekleri kendine saklayıp toplumu uyutarak piyasa mekanizması içinde çözüm üretmesi ne yazık ki mümkün

değil. 16 yıllık kriz deneyimine rağmen bu temel gerçeği hâlâ öğrenemeyenlerin zekâsından şüphe etmek gerekiyor.

Ekonomi büyüyorsa, faaliyet gelirleri de aynı oranda artıyor demektir. Pastadaki büyümeden başta düşük gelirli kesimler olmak üzere herkes yararlanmalıdır. Ekonomi büyüyor, enflasyon geriliyor ve yapısal sorunlar çözülüyorsa, IMF’yle yeniden bir stand-by çerçevesinde anlaşmaya

gerek yoktur. Kırılganlık azaldığına göre AB ile müzakere konusunu bir çıpa gibi kullanarak sürekli taviz vermek de anlamsızdır: Vatandaşın öncelikli sorunu geçimle ilgilidir. Kapalı kapılar ardında sürekli olarak bu önermelerin tersini iddia eden iyimser çobanlarımızın toplumdan sakladığı gerçek nedir? Yoksa iyimser maskenin ardında büyük bir karamsarlık mı vardır? Bu sebeple mi günü kurtarmak dışında bir şey düşünemiyorlar?

Düşük gelirli geniş kesimlerin haklı talebi pembe gözlüklüleri çarpmaya, kısa devre yaptırmaya devam edecek… Gerçekler açığa çıkmadan da hiçbir şey düzelmeyecek.



Geçen hafta Çorum’da Hitit Festivali vardı. Festival dolayısıyla Çorum Müzesi’nde bir konferans verdim ve ‘Hitit Ekonomisi’ başlıklı çalışmamın müsveddelerini ilk kez tartışmaya açtım. Ardından ‘Hattuşa’ya Mektup’ yarışmasının ödül töreni yapıldı. Birincilik ödülü 500 milyon lira olduğu ve 3-5 sayfalık bir mektupla katılmak mümkün olduğu için Çorumlu gençlerin bu yarışmaya ilgi göstereceğini ve dolayısıyla en az bir kaç bin mektup geleceğini sanmıştım. Çorum’dan Gazanfer Eryüksel arayıp da yarışmaya toplam 30 mektup geldiğini söylediğinde hayal kırıklığına uğradım. Yarışmanın birincisi Ahmet İlbars oldu.

Bu yılki Hitit Festivali’nin bir yeniliği de Hitit Moda Defilesi idi. Tekstil yüksekokulu mezunu olan 20 yaşındaki Ayşenur Şahinci’nin Hitit kıyafetlerini bir defile ile sunacağını ilk kez Çorum’dan Ali Alakoç’dan öğrenmiş ve çok heyecanlanmıştım. Defile, Anitta Otel’de yapıldı. Çorum’da ne zaman bir faaliyet olsa Anitta Otel’e gidiyoruz ve her zaman büyük misafirperverlik görüyoruz. Defilede 30′dan fazla giysi sunuldu. Elbiseler, kumaşlar, dikişler ve sunum çok iyiydi. Ayşenur Şahinci bir ay gibi kısacık bir süre içinde müthiş bir iş başarmış. Ayşenur’u bu başarısının yanı sıra asıl olarak Çorumlu gençlere örnek olduğu için kutlamak istiyorum. Bu defileyi destekleyen Ece Grubu, Hakkı Bilal Mağazacılık A.Ş., Uğur Makine Grubu ile bu defileye katkıda bulunan diğer kişi ve kurumları da kutluyorum. Ne var ki bütün bu tanıtım faaliyetlerine hep aynı kişiler ve kurumlar destek oluyor. Artık bu işlere Çorum esnafının da gücüyle orantılı olarak katkı yapması gerekli.

Vali Erhan Tanju, çok anlamlı bir işe girişmiş ve eskimeye, yıpranmaya yüz tutmuş kazı fotoğraflarını hem onarttırmış hem de dijital arşive geçirmiş. Çok doğru bir sloganı var: ‘Bu iş leblebiyle olmaz. Tanıtımın merkezine Hititleri koymamız gerekir’ diyor. Belediye Başkanı Turan Atlamaz da tanıtım için kolları sıvamış. Hitit temasını da içine alan bir dizi filmin Çorum’da yapılması fikrini ortaya atıyor. Gerçekten de arkeolojiyi ve kazıları içine alan bir dizi çekilebilir.

Hitit topraklarına gitmişken Alacahöyük ve Hattuşa’ya uğramamak olmazdı. Alacahöyük’ü otlarla kaplanmış halde bulduk. Bir süredir kapalı olan müze açılmış ama biz gittiğimizde elektrikler kesik olduğu için karanlıkta dolaştık müzeyi. Hattuşa ise oldukça iyi durumda. Otları temizlenmiş, bakımlı. Hattuşa kazı heyetinden Ayşe Baykal Seeher, arkadaşlarıyla birlikte bundan 3 bin 500 yıl önceki tekniği kullanarak kerpiç tuğlalar üretiyor ve bunları kentin girişindeki temel sur taşlarının üzerine yerleştiriyor. Böylece surlar görsellik kazanıyor ve Hattuşa’nın eski Mısır kentlerine göre en önemli dezavantajı giderilmeye çalışılıyor. Bu çalışma eğer aynı yerdeki yamaç evine de taşınabilirse gerçekten müthiş olacak. Ayşe Baykal Seeher ile ayaküstü sohbet ettik. "Biz" diyor "çok amatörce giriştik bu işe. Bu kadar çaba ve para gerektireceğini bilsem korkar, girişmezdim." Ve ekliyor: "Hitit kralları bu işleri kesinlikle kölelere yaptırmışlar, başka türlü olamaz." Kazı heyeti başkanı Jürgen Seeher’e, eşi Ayşe Baykal Seeher’e ve bütün kazı heyeti ile onları destekleyenlere teşekkür borçluyuz.

Hattuşa ile Alacahöyük arasındaki bakım farkını yaratan şey sponsorluk müessesesi. Hattuşa’yı Alman Arkeoloji Enstitüsü ve JTI destekliyor, Alacahöyük’ü destekleyen yok. Devletin ayırdığı parayla da bu kadar oluyor. Özel kesimin bu çok önemli antik kente sahip çıkması gerekiyor. Bizim için büyük bir hazine olan bu geçmişi yabani otlara terk edemeyiz.

Dönüş yolunda Sungurlu’da Mavi Ocak Motel’de mola verdik. Biz oradayken iki otobüs Japon geldi yemeğe. Onlarla Hattuşa’yı gezerken de karşılaşmıştık. İki günde bir Japonların turlarla gelip buraları gezdiğini anlattı Mustafa Mavi. Binlerce kilometre öteden gelen Japonlar, 3 bin yıl arayla aynı toprakları paylaştığımız Hititlere bizden fazla ilgi duyuyor.





RADİKAL – İSTANBUL – DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde hafta sonu izinleri konusunda anlaşmazlık çıkması üzerine Kadıköy Belediyesi’nde grev kararı aldı. Kadıköy Evlendirme Dairesi’nin otoparkında dün toplanan Genel-İş Sendikası üyesi işçiler, burada kortej oluşturarak belediye binasına kadar yürüdü. Genel-İş 1 No’lu Şube Başkanı Yunus Denizci, görüşmelerde 81 maddenin çoğunda anlaştıklarını belirterek, "Ancak, hafta sonu tatil ve ücretlerinde anlaşmadık. Bu madde, hafta sonu tatillerimizi serbestçe düzenleme yetkisine işverene veriyor. Biz hafta sonu izinlerimizi cumartesi ve pazar yapmak istiyoruz. Bunun

için greve gidiyoruz. 60 günlük süre içerisinde bu sorun halledilmezse, grevi başlatmış olacağız" dedi.



MOSKOVA – En namlı Rus mafya babalarından Veçeslav İvankov, ABD’de Rus işadamlarından 3.5 milyon dolar haraç isteme suçundan yattığı dokuz yıllık hapis cezasını tamamlamasının ardından, cinayetten yargılanmak üzere

Rusya’ya teslim edildi. ‘Küçük Japon’ lakaplı 64 yaşındaki İvankov, 1992′de Moskova’da bir restoranda kendisine vestiyer sırasını vermeyi kabul etmeyen iki Türk vatandaşını öldürüp birini ağır yaraladıktan sonra ABD’ye kaçmıştı. Ancak olayla ilgili hiçbir görgü tanığının ifade vermiyor. Restoran sahibi olay sırasında kimin ateş ettiğini görmediğini söylerken, ağır yaralanan Türk vatandaşının da ifade vermek için Rusya’ya gitmek istemediği belirtildi.

Veçeslav İvankov’u getiren Amerikan uçağının indiği Şeremetyevo Havaalanı’nda olağanüstü güvenlik önlemleri alınırken, çete mensupları tarafından kaçırılabileceği korkusuyla cezaevine kadar olan 50 km.’lik yol araç trafiğine kapatıldı.İvankov, Rusya’nın en sıkı korunan ve eski Yukos Başkanı Mihail Hodorkovski’yi de ağırlayan ‘Matroska Tişina’ cezaevine yerleştirildi. Sovyetler döneminde de bir hırsız çetesine liderlik suçundan 10 yıl hapis yatan İvankov, 1991′de yargıçlara verdiği rüşvet sayesinde erken tahliye olmuştu.

(aa, bbc)



MOSKOVA – En namlı Rus mafya babalarından Veçeslav İvankov, ABD’de Rus işadamlarından 3.5 milyon dolar haraç isteme suçundan yattığı dokuz yıllık hapis cezasını tamamlamasının ardından, cinayetten yargılanmak üzere

Rusya’ya teslim edildi. ‘Küçük Japon’ lakaplı 64 yaşındaki İvankov, 1992′de Moskova’da bir restoranda kendisine vestiyer sırasını vermeyi kabul etmeyen iki Türk vatandaşını öldürüp birini ağır yaraladıktan sonra ABD’ye kaçmıştı. Ancak olayla ilgili hiçbir görgü tanığının ifade vermiyor. Restoran sahibi olay sırasında kimin ateş ettiğini görmediğini söylerken, ağır yaralanan Türk vatandaşının da ifade vermek için Rusya’ya gitmek istemediği belirtildi.

Veçeslav İvankov’u getiren Amerikan uçağının indiği Şeremetyevo Havaalanı’nda olağanüstü güvenlik önlemleri alınırken, çete mensupları tarafından kaçırılabileceği korkusuyla cezaevine kadar olan 50 km.’lik yol araç trafiğine kapatıldı.İvankov, Rusya’nın en sıkı korunan ve eski Yukos Başkanı Mihail Hodorkovski’yi de ağırlayan ‘Matroska Tişina’ cezaevine yerleştirildi. Sovyetler döneminde de bir hırsız çetesine liderlik suçundan 10 yıl hapis yatan İvankov, 1991′de yargıçlara verdiği rüşvet sayesinde erken tahliye olmuştu.

(aa, bbc)



AA – ANKARA – Demiryollarının yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalara yeniden hız verildi. Japonya’dan sağlanacak hibeyle finanse edilecek müşavirlik çalışmaları sonucu, TCDD’de işgücünün yeniden yapılanması için tüm seçenekler ve maliyetlerin değerlendirilmesi amacıyla fizibilite raporu hazırlanacak. Bu çalışmalar için ABD, Kanada ve İsveç firmalarının da teklif hazırlığında oldukları öğrenildi. Buna yönelik ihalenin bu ay içinde sonuçlandırılması ve çalışmalara kısa sürede başlanması bekleniyor.