


Archive for Mart 27th, 2009
DHA – KARABÜK – Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, hanım defterdarın bulunduğu Karabük’te vergi performansının çok yüksek olduğunu söyledi. Karabük Polisevi’ndeki 2003 yılı vergi rekortmenleri plaket dağıtımı ödül törenine katılan Unakıtan şöyle konuştu: "Bakanlık olarak illeri gruplandırıyoruz, Karabük kendi grubunda birinci. Bundan sonra düşünmeye başladım acaba bütün defterdarlıklara bayan mı göndersem? Gittiğim yerlerde bakıyorum hep birinciler mali müşavirler veya noterler oluyor. Bunlarda vergiyi kaçıramayan kimseler her yaptıkları işe fiş kesmek zorundalar. Onlardan çok kazananlar çok az vergi veriyor."
Mar
27
Yönetim, Derviş’in, CHP ve türbanla ilgili sözlerine çok kızdı. Selvi: Haddini bil. Erdem: AKP’ye gitsin. Özpolat: Hava değişim zamanı
AA – ANKARA – Türban konusunda partisinden farklı bir söylem kullanan ve CHP’nin yapısını da eleştiren İstanbul Milletvekili Kemal Derviş’e parti yönetiminin tepkisi sertleşti. Merkez yürütme kurulu (MYK) üyesi Güldal Okuducu’dan sonra, dün de genel başkan yardımcıları Cevdet Selvi ve Eşref Erdem’le MYK üyesi İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Özpolat, Derviş’i uyardı.
Derviş’in “Başbuğ partisi olmamalıyız” sözleriyle Genel Başkan Deniz Baykal’a, partinin tarihine ve partililere saygısızlık yaptığını ileri süren Selvi, “Herkes haddini bilmeli, ağzından çıkanı kulağı duymalı” dedi. Selvi, ‘Her darbede demokratikleşmenin savunucusu olan ve 15 gün önce kurultayda güvenoyu alan Baykal’a ‘Başbuğ’ yakıştırmasında bulunmanın
büyük bir saygısızlık’ olduğunu savundu.
Selvi, şunları söyledi: “CHP’den gitmeyi kafasına koymuşsa, bu tür üslupla konuşacağına daha dürüst davranmalı. CHP, başka partilere benzetilemez. Daha önce DSP ve YDH’da yaptıklarını CHP’de yapamaz. Sözde katkıda bulunduğu partilerde iki yıl sonra kargaşaya neden oluyor. Sanki, gittiği partilerde en fazla iki yıl içinde kargaşa yaratmaya kurgulanmış gibi.”
Mar
27
Eski R&B’ci, yeni ‘rocker’ Pink, 3. Tuborg Modern Rock Festivali’nin ‘assolisti’ olarak İstanbul’a geliyor. Janis Joplin’i oynayacak olan Pink, belki Joplin klasikleri de söyler
İSTANBUL – Ailesi ona hâlâ Alicia diye hitap ediyor. Ama tüm dünya onu Pink diye biliyor. Kızardığında yanakları pembeleşirmiş, ama asıl Quentin Tarantino’nun ‘Rezervuar Köpekleri’ filmindeki Mr. Pink’ten esinlenerek saçlarını pembeye boyatmış. O gün bugündür de lakabı Pink.
Kendi deyişiyle ‘olduğun her şeyi değiştirmeni isteyen’ şov dünyasında bile, Vietnam gazisi babasının "Ne olursa olsun her zaman doğruyu söyle. Çok arkadaşın olmayabilir. Ancak buna karşılık düşmanın da olmaz. Çünkü insanlar senin nereden geldiğini her zaman bilecektir" nasihatine sadık kalmış. Bir pop yıldızından beklenmeyecek derecede dürüst, samimi ve kişisel şarkı sözleri kaleme alan ve otoriteyle başı dertten kurtulmayan eski R&B’ci/yeni ‘rocker’ Pink, 24 Temmuz Cumartesi akşamı Kilyos’taki Solar Beach’te konser vermek üzere 3. Tuborg Modern Rock Festivali’nin assolisti olarak İstanbul’a geliyor.
Son bir kaç haftadır ülkemizde solun bir anlamda ‘kapsama alanı’ ile ilgili yazılar yazıyorum. Söylemeye çalıştığım ise kısaca şu: Sol, temelde, bir eşitlik, adalet ve özgürlük arayışıdır. Bu sözleri tersten söylersek ’sol’, eşitsizliğe, adaletsizliğe ve özgür olamamaya itirazın adıdır. Dolayısıyla kendini bu kavramlar bağlamında ‘mağdur’ hisseden herkes solun kapsama alanı içinde sayılmalıdır ya da aynı anlama gelmek üzere ’sol’ bütün mağdurların ortak ideolojisi olmalıdır. Fazla mı ileri gidiyorum? Sanmıyorum. Sanmıyorum çünkü bu ülkede mağdur olanlar yalnızca ekonomik olarak kötü durumda olanlar değil. Bu ülkede inancından ve kimliğinden dolayı ‘mağdur’ olanlar en az ekonominin mağdurları kadar çoklar. Üstelik bunlardan yalnızca ‘Kürtleri’ ya da ‘türbanlıları’ da kastetmiyorum. Bu toplumda yaşarken kendini ‘mağdur’ hisseden ateistlerden kadınlara kadar çeşitli toplum kesimlerini de kastediyorum. Yani eşitlik, adalet ve özgürlük sınırlarımızın yetmediğinden söz ediyorum. Haksız mıyım?
Tarihsel olarak ulus-devletlerin güçlü olduğu dönemlerde mağdurlar daha çok işçiler ve köylülerdi. Bu nedenle de ’sol’ düşünce işçiler ve köylülerin ve onların mağduriyetleri etrafında gelişti. Küreselleşen dünyada ise daha önce olmayan yeni mağdurlar ortaya çıktı. Bunlar kültürel ya da sosyal kimliklerinden ötürü var olan ‘Batı’ demokrasilerine sığmayan ve bu nedenle de toplumlarından dışlanan kesimlerdi. Avrupa’da ’sol’, küreselleşme karşısında bir süre bocaladıktan sonra biraz da bu yeni mağdurları kapsama alanına almasıyla ’sağ’ partilerin önüne geçebildi. Türkiye gibi Batı’nın hayal sınırlarını zorlayacak kadar farklılığın olduğu bir toplumda ise ’sol’un, mağdurları yalnızca ekonomi ile tanımlaması ve kimliğinden ya da inanışından ya da her hangi bir şeyinden ötürü kendini mağdur hissedenleri kaale almaması kabul edilebilir bir şey değil. Değil, çünkü yalnızca CHP’de değil, diğer sol kesimlerde de gördüğümüz ’sol’u yalnızca ekonominin mağdurlarının ilgi alanı imiş gibi görmek ve tanımlamak dünyadaki yeni gelişmeler ışığında artık eskimiş ve ‘muhafazakâr’ bir yaklaşımdır. Nitekim dikkatli bir göz sol olup olmadıkları tartışmasına girmeksizin 1999 seçimlerinde DSP’nin, 2002 seçimlerinde de AKP’nin seçim başarılarının bu yeni dünyanın yeni mağdurlarını kapsamış olmalarıyla ilgili olduğunu görür.
Bu çerçeve içinde bugünlerde tartışılan ‘türban’ konusuna gelirsek, ben bu konunun ’sol’ un katkısı olmadan çözülemeyeceğini, bir başka biçimde söyleyecek olursak bu konunun ancak ’sol’ tarafından çözülebileceğini düşünüyorum. Böyle düşünüyorum çünkü mağdur olduklarını düşünen kesimler arasındaki uzlaşma ancak ’sol’un taşıyabileceği ve başarabileceği bir uzlaşmadır. Başkalarının değil. Bu sözlerimi fazla iddialı bulanlar olabilir. Ekonomik meselelerimizin çözümünü IMF’ye, demokrasi meselelerimizin çözümünü de Avrupa Birliği’ne havale etmiş olanlar bu türden fikirleri iddialı, zamansız, talihsiz vs. bulabilirler. Bu çerçevede AİHM’nin verdiği ‘türban’ kararına ya da ne idiğü belirsiz bir ‘kamusal alan’ kavramına sığınarak bu meselenin de halledildiğini düşünebilirler. Ama doğrusu tarihin herhangi bir başka ülkede yaratmadığı kadar farklılığın olduğu bu ülkede ’sol’un önündeki misyon bu yeni dünyanın yeni mağdurlarını da kapsayacak yeni bir demokrasi arayışı olmalıdır. Türkiye soluna da düşen ve üstelik de en çok da ona yakışacak olan siyasi pozisyon da bence budur.
Mar
27
Irak’ta etnik gerginliğin olduğu ve Sünni direnişçilerin bulunduğu Musul’un valisine suikast düzenlendi. Yeşil Kuşak ise intihar saldırısıyla sarsıldı: 11 ölü
BAĞDAT – Irak’ta yetki devrinden üç hafta sonra önceki gün direnişçilere karşı büyük bir operasyon düzenleyen geçici hükümet dün suikastlar ve intihar saldırılarıyla sarsıldı. Musul Valisi Usame Kaşmula, Bağdat’a giderken düşürüldüğü pusuda öldürüldü. Saldırıda valinin iki korumasi ve dört saldırgan da hayatını kaybetti. Bağdat, Yeşil Kuşak’ta düzenlenen intihar saldırısında ise 11 kişi öldü.
Vali Kaşmula’nın dört araçlık konvoyu Musul’un 110 kilometre güneyinde pusuya düşürüldü. İçinde dört kişinin bulunduğu bir araçtan açılan ateşte Kaşmula ve iki korumasının hemen öldüğü, çıkan çatışmada saldırganların da ölü ele geçirildiği açıklandı. Musul Üniversitesi öğretim görevlisiyken vali seçilen Usame Kaşmula’nın öldürülmesinin ardından kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Bağdat’ta ise, ABD karargâhı, Irak hükümet binaları, ABD ve Britanya elçiliklerinin bulunduğu Yeşil Kuşak’taki intihar saldırısında üçü Iraklı muhafız toplam 11 kişi hayatını kaybetti, biri Amerikalı asker 40 kişi yaralandı. Olay yerini ziyaret eden Irak Başbakanı İyad Allavi, intihar saldırısının önceki gün 527 terör zanlısının yakalanmasına misilleme olduğunu belirtti. Sanayii Bakanlığı Mali Denetim Müdürü Sabir Kerim ise, evinden çıktığı sırada düzenlenen suikastta öldürüldü.
Mar
27
Irak’ta etnik gerginliğin olduğu ve Sünni direnişçilerin bulunduğu Musul’un valisine suikast düzenlendi. Yeşil Kuşak ise intihar saldırısıyla sarsıldı: 11 ölü
BAĞDAT – Irak’ta yetki devrinden üç hafta sonra önceki gün direnişçilere karşı büyük bir operasyon düzenleyen geçici hükümet dün suikastlar ve intihar saldırılarıyla sarsıldı. Musul Valisi Usame Kaşmula, Bağdat’a giderken düşürüldüğü pusuda öldürüldü. Saldırıda valinin iki korumasi ve dört saldırgan da hayatını kaybetti. Bağdat, Yeşil Kuşak’ta düzenlenen intihar saldırısında ise 11 kişi öldü.
Vali Kaşmula’nın dört araçlık konvoyu Musul’un 110 kilometre güneyinde pusuya düşürüldü. İçinde dört kişinin bulunduğu bir araçtan açılan ateşte Kaşmula ve iki korumasının hemen öldüğü, çıkan çatışmada saldırganların da ölü ele geçirildiği açıklandı. Musul Üniversitesi öğretim görevlisiyken vali seçilen Usame Kaşmula’nın öldürülmesinin ardından kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Bağdat’ta ise, ABD karargâhı, Irak hükümet binaları, ABD ve Britanya elçiliklerinin bulunduğu Yeşil Kuşak’taki intihar saldırısında üçü Iraklı muhafız toplam 11 kişi hayatını kaybetti, biri Amerikalı asker 40 kişi yaralandı. Olay yerini ziyaret eden Irak Başbakanı İyad Allavi, intihar saldırısının önceki gün 527 terör zanlısının yakalanmasına misilleme olduğunu belirtti. Sanayii Bakanlığı Mali Denetim Müdürü Sabir Kerim ise, evinden çıktığı sırada düzenlenen suikastta öldürüldü.
RADİKAL – ANKARA – Koç Holding, dünya çapında posta, kargo ve lojistik hizmetleri veren TPG N.V. ile yollarını ayırıyor. Holding, TNT Lojistik’teki yüzde 50 hissesini, 2.4 milyon euro bedelle diğer ortak TPG N.V.’ye satacak.
Koç Holding ile TPG N.V. arasında hisse satış anlaşması önceki gün imzalandı. Hisse satış anlaşmasının ilgili rekabet kurullarının onayına bağlı olduğu ve Eylül ayına kadar kesinleşmesinin beklendiği ifade edildi. Buna göre, Koç Holding, TNT Lojistik Hizmetleri A.Ş.’deki 2.6 trilyon lira nominal bedelli ve yüzde 50 oranındaki hisselerini, şirketin diğer yüzde 50 hissesini elinde bulunduran TPG N.V.’ye satacak.
TNT Lojistik, otomotivin yanı sıra içlerinde lastik, hızlı tüketim ürünleri ve yüksek teknolojinin de bulunduğu pek çok önemli sektörde faaliyet gösteriyor. 2003 yılı cirosu 34 milyon euro olan şirketin, 765 çalışanı bulunuyor. Merkezi İstanbul’da bulunan şirketin Türkiye çapında dört transfer merkezi ve 44 dağıtım şubesinden oluşan kapsamlı bir dağıtım alanı bulunuyor. TNT Lojistik’in, Türkiye lojistik pazarında tedarik zinciri yönetimi, depolama, konteynır yönetimi ve yurtiçi dağıtım konumlarında üst sıralarda yer aldığı belirtildi.

