Tartışmadan göz gözü görmüyor. Herkesin dediği farklı. ‘Kamusal alan nedir?’ Tartışma önemli, çünkü dönüp dolaşıp ‘devlet-toplum ilişkisi’, ‘demokrasi’, ‘özgürlükler’, ‘laiklik’, ‘bireyselleşme’.. gibi temel konuların nasıl ele alınması gerektiğine gelip dayanıyor.
Bu kadar önemli konuların temelini oluşturmasına karşın ‘kamusal alanın’ tanımı alabildiğine farklılık gösteriyor. Kamusal alanı dar bir tanımla ‘devlet erkinin uygulandığı mekân’ olarak görenler var. ‘Hayır’ diyor diğerleri, ‘bu tanım bizi diktatörlüğe götürür, kamusal alan devlet erkiyle ilgili değildir, toplumla ilgilidir.’
‘Bence’ diyor başkaları, ‘ne devletle ilgilidir, ne toplumla. Devletin siyah, toplumun da beyaz olduğunu düşünecek olursak, kamusal alan dediğimiz şey olsa olsa gri olur. Yani devletle toplumun kesiştiği bir bölge.’
‘Bunların tümü de yanlış’ diyor başka bir yaklaşım, ‘kamusal alan dediğiniz şey aslında çoğulculuğun, demokrasinin, çok renkliliğin egemen olduğu bir alandır. Ama bizde nerdee… Kamusal alanı devletleştirdik, demokrasimiz de o nedenle işlemez oldu.’
‘Üf aman’ diyor bir diğer grup, ‘her kafadan ayrı bir ses çıktığına, bu kadar farklı tanımlar yapıldığına göre kamusal alan diye bir şeyden söz etmenin fazla bir yararı yok. Üzerinde ortak bir tanıma ulaşamadıktan sonra bu kavram ne işe yarar ki?’
Sondan başlayacak olursak, üzerinde ortak bir tanıma varmakta zorlanmamız, kamusal alanın olmadığını veya bu konudaki tartışmaların boş ve yararsız olduğunu göstermez. Önemli toplumsal- siyasal konularda genellikle gözlenen bir olgudur: Ortak bir tanıma varmak kolay değildir, hatta çoğu kez olanaksızdır. Demokrasi, laiklik, özgürlükler, modernleşme..
gibi konularda birbiriyle hiç kesişmeyen nice laf üretilmiştir. Burjuva demokrasisi, sosyalist demokrasi, ekonomik demokrasi, liberal demokrasi… Kimine göre demokrasi imkânsızdı, kimine göre de insanlığın en büyük keşfiydi.
Bütün bu tartışmalara ve farklı görüşlere rağmen demokrasi adını verebileceğimiz bir olgunun var olduğunu ve gelişip serpildiğini görüyoruz.
Aynı gözlemi laiklik, insan hakları, modernleşme.. için de söyleyebiliriz. Bir toplumsal- siyasal olgu hakkında farklı görüşlerin bulunması, o olgunun var olmadığı, işe yaramadığı ve gereksiz olduğu anlamına gelmiyor.
Bu temel konularda ortak bir görüş oluşturmanın zorluğu birkaç nedenden kaynaklanıyor. Birincisi, bunlar soyut nitelikte genel konulardır, her soyutlama gibi tartışmaya açıktır. İkincisi, bu konularda yapılacak tanımlar, ister istemez farklı ve çelişen çıkarları etkileyecektir, o nedenle de farklı algılanmaları doğal gözükmektedir. Nihayet, farklı hareket noktalarından ve varsayımlardan yola çıkıldığı için bu tür konularda yapılacak tanımlarda ortak sonuçlara ulaşmak çoğu kez mümkün olmayacaktır.
Konuyu tartışmaya devam edeceğim.
Benim kamusal alanım
Bu yazı Türkiye'den Haberler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.