Takvim

  • Mart 2010
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Ağu    
    1234567
    891011121314
    15161718192021
    22232425262728
    293031  

Meta

  • RSS
  • Comments RSS
  • Wordpress Themes



Archive for the 'Güncel Haberler' Category

AP – SVETI IVAN NA PUCINI – Hırvatistan, Adriyatik’teki 11 deniz fenerini kiralıyor. 19. yüzyıldan kalma deniz fenerlerinin içinde, iki yatak ve bir mutfaktan ibaret dairelerde, ’sessiz’ bir hafta geçirmenin bedeli, bin dolar. Sezon dışı fiyat yarı yarıya düşüyor. Telefon yok. Güneşten TV seyredecek ya da duş alacak kadar elektrik elde ediliyor. Fenerlerin bir kısmı hâlâ çalışıyor!



CHP’nin olağanüstü kurultayında tüzük değişikliği yok. Muhalifler: Yönetim bizi dışlayacak



RADİKAL – BRÜKSEL – NATO’nun 28-29 Haziran’da İstanbul’daki zirvesine davete karşın katılmayacak liderler netleşti. İsveç, Kanada ve Rusya diğer devletlere göre daha düşük seviyede temsil edilecek. İsveç lideri rahatsızlığı, Kanada lideri seçim nedeniyle zirveye katılamayacağını iletti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise resmi gerekçe göstermedi. Ancak Putin’in, NATO’nun genişlemesinden dolayı duyulan rahatsızlık yüzünden zirveye katılmayacağı belirtildi. Zirveye 26 ittifak üyesi ülke ve 20 işbirliği ortağının liderleri, dışişleri ve savunma bakanları ile heyetlerinden toplam 3 bin 500 kişi katılacak.



Enis Berberoğlu ara sıra bana ekranda böyle takılıyor.

Bugüne kadar gülüp geçiyordum fakat ‘Efendi’ kitabını okuyunca ‘Ne oluyor?’ demeden geçemedim.

Sevgili dostlar, işin şakası bir yana bugün konuyu biraz değiştirmek ve son günlerin moda kitabı ‘Efendi’nin içinde geçen bazı ekonomik saptamaları ele almak istiyorum. Kitabın içinde Osmanlı’nın son günlerini anlatan ve maalesef ‘bugünlerin Türkiye’sine çok benzeyen bölümler var. Konuya girmeden kitabın bütünüyle ilgili görüşüme yer vermek ve sonradan ‘Acaba ne demek istedi?’ sorularının önüne geçerek, ekonomik durumdaki benzerliklerde konunun özünün kaybedilmesini önlemek istiyorum.

Kitap hakkında ne düşünüyorum?

Soğukkanlı ve olabildiğince objektif bir gözle okumaya çalıştım ve bazı çıkarımlara vardım. Birkaçını sizlere aktarmak istiyorum;

Kitabın yazılışındaki amaç;

- Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş başarısını ‘Sabetayist bir grubun girişimi ile

özdeşleştirmekse’ tek kelimeyle; anlamsız.

- Selanik’in tasvirini yaparak Atatürk’e de yakıştırmalar yapmak ise, tek kelimeyle; aşırı cüret ve haddini aşma.

- Türkiye’nin yaşadığı zorluklarda birilerinin ülkenin kaynaklarını kullanmada halka rağmen etkili olduğunu ve bu örgütlenmenin Osmanlı’nın da sonunu hazırladığını anlatmaya çalışmak, bizleri uyandırmak ise; kendi vatandaşlarımızı kırmadan araştırılmaya değer.

- Soru işaretleri yaratarak bazı kavramların altını sorgulatmak ise; oldukça başarılı.

Sevgili dostlar, kitap ile ilgili saptamaları bir kenara bırakıyor ve ekonomik durumu anlatan bölümlere geçiyorum;

‘16 Ağustos 1838 Sadrazam Reşid Paşa, samimi dostu İngiliz elçisi Lord Stratford ile ticaret anlaşmasını imzaladı. Anlaşma aynı yıl Avrupa’nın diğer devletleriyle de imzalandı. Bu anlaşma ile Osmanlı devletçi ekonomiyi rafa kaldırdı ve gümrük vergilerini İngiltere ile birlikte saptamayı kabul etti. Osmanlı, ucuz mallar cenneti haline gelirken, üretmediğini tüketen bir toplum haline de geldi. En verimli alanlar yabancı sermayenin eline geçti. Bu durumun Osmanlı ekonomisine yansıması uzun sürmedi. 1814 yılında bir sterlin 23 kuruş iken, 1839′da 104 kuruş oldu. Bir sonraki adım ne oldu dersiniz. Avrupa devletleri, mali sorunlarına çözüm arayan Osmanlı’ya ‘hemen dış borçlanmaya gitmelisiniz’ diyerek baskı yapmaya başladı. Osmanlı Avrupa piyasasına tahvil satarak borçlanmaya başladı. Londra, Paris, Viyana, Frankfurt borsaları bayram ediyordu. Nasıl etmesin? Zenginleşmeye başlayan Avrupa orta sınıfı, tasarrufları için kendi ülkelerinde yüzde 3-4 gibi düşük faiz gelirleri yerine, yüzde 11-20 oranında yüksek faiz gelirleri ile İstanbul’a yöneliyorlardı. Alınan borç paralar, sarayların yapımına, dekoruna gidiyordu. Ekonomideki yapısal dönüşüm kültürel değişime de neden olmuştu. Osmanlı bürokrasisinin günlük yaşamı değişmeye başladı. Bürokrasi, daha fazla tüketebilmek için, daha fazla kirleniyordu; yani rüşvetsiz iş yapılmıyordu. Reşid Paşa yeni tip devlet adamlığının da yolunu açtı. Eskiden nüfuslu paşaların himayesine girerek koltuk makam kapılırken, Reşid Paşa yabancı devletlere dayanarak kariyer yapma dönemini başlattı. Sadrazam ve paşalar, İngilizci, Fransızcı, Rusçu gibi isimlerle anılır oldu. Osmanlı aydını, spekülasyoncuların, büyük bankaların ve Avrupa devletlerinin elinde şaşkına dönüvermişti. Yabancı ticarethaneler ile bankalar tarafından yönlendirilen çoğunluğu yerli olan tüccarlar, Avrupa sanayi mamullerinin kırsal alana girişinin kolaylaştırılması için aracılık ediyorlardı. Avrupa’nın sermaye grupları, Osmanlı topraklarında komprador tüccardan sonra komprador bürokrasi inşa ediyorlardı.’

Sonuç: Kitabı tartışmadan şunu söylemek istiyorum; yaşadığımız günler Osmanlı’nın son dönemine çok benziyor.



Mustafa Koç, IMF ile uzlaşılarak açıklanacak yeni bir programın iş dünyasına 2-3 yıllık bir süre kazandıracağını söyledi
AA – İSTANBUL – Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, ülke ekonomisinin beklenmedik bir dış etkiye karşı kırılganlığını azaltacak, IMF ile üzerinde anlaşılmış bir programın ivedilikle açıklanmasını istedi. Koç Topluluğu’nun ‘Anadolu Buluşmaları’ kapsamında Erzurum’daki bayi toplantısında konuşan Mustafa Koç böyle bir anlaşmanın yapılmasının iş dünyasına iki-üç yıl gibi bir süre kazandıracağnı ifade ederek, şunları kaydetti:

"IMF ile yeni bir program, uluslararası arenada bu kadar yoğunlaştığımız bir dönemde ülke ekonomisinin beklenmedik bir dış etkiye karşı kırılganlığını azaltacaktır. Dolayısıyla, iki tarafın karşılıklı anlaştığı, iç ve dış piyasalar tarafından kabul gören, borçların sürdürülebilirliği konusundaki endişeleri giderecek bir program, ivedilikle açıklanmalıdır. IMF ile üzerinde uzlaşılan yeni bir program

emin olunuz ki, iş dünyamıza 2-3 yıllık bir süre kazandıracaktır.

Türkiye’nin asıl önemli gündem maddesinin AB ile müzakere takvimi konusu olduğunu belirten Mustafa Koç, "Uygulamalar konusunda atılması gereken bazı adımlar hâlâ bulunmakla birlikte, AB’den Türkiye’ye gelen olumlu sinyaller de güçlenmiştir. AB’nin en yetkili isimlerinden Verheugen, geçen hafta ‘Müzakereleri ertelerseniz trajik bir hata yaparsınız’ dedi. Bizce genel tablo 2005′te Türkiye’nin müzakerelerinin başlaması yolundadır" diye konuştu.



RADİKAL – İSTANBUL – Kalp kapakçığına yerleşen ‘Stafilokok’ mikrobu nedeniyle yaşamını yitiren İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Endokrinoloji-Metabolizma ve Diyabet Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üstün Korugan son yolculuğuna uğurlandı.

Korugan için ilk tören dün Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Oditoryumu’nda düzenlendi. Burada konuşan İÜ Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu,

"Çağdaş, Atatürkçü, devrimci ve ulusalcıydı. Asla işbirlikçi olmadı" dedi.

Endokrinoloji-Metabolizma ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sadi Gündoğdu ise "Çocuk yüreği vardı. Kimseyi kırmak istemezdi. Bulunduğu ortama neşe saçardı" diye konuştu.

Bazı öğretim üyelerinin, konuşmaları sırasında gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Korugan’ın cenazesi, daha sonra Teşvikiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Kozlu Dedeler Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Bu arada Türk Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, ‘Korugan’ın kalp kasını etkileyen iltihaplanmaya rağmen tedavi sırasında apseli dişi çekildi’ şeklindeki iddiaları yalanlayarak, "Korugan’ın iki dişi çekildi. Ancak dişin çekilmesi ve olay arasında dört gün var. Eğer diş çekilmesine bağlı bir akne olsaydı anında yayılırdı ama böyle bir durum olmadı" dedi. Yılmaz, Korugan’ın ölüm nedeninin stafilokok bakterisine bağlı kalp kası iltihabı ve sonrasında gelişen akciğer embolisi olduğunu vurguladı.



ABD’nin devasa müzik sanayisi başkanlık seçimine altı ay kala iki kampa bölündü. Country’cilerin çoğu Bush, punk’çılarınsa hepsi Kerry yandaşı
AA – NEW YORK – ABD’de başkanlık seçimlerine altı ay kala devasa müzik endüstrisi saflarını belirlemeye başladı. En keskin kamplaşma, yüz milyonlarca doların döndüğü sanayinin iki ayrı ucunda yaşanıyor. Country musik cephesi Cumhuriyetçi Başkan George W. Bush, punk cephesi ise Demokrat rakibi Senatör John Kerry için seferber oldu.

Grammy ödüllü Hıristiyan rock grubu Third Day, tam destek verdiği Bush’un kampanyasına müziklerinin yanı sıra internetteki sohbet ortamındaki faaliyetleri ve verdikleri konferanslarla da katkıda bulunuyor. Bas gitarcı Tai Anderson, grubun tavrını, “Bir duruş belirlemek cesaret ister. Bunun için başkanımız ve ordumuzun her gün gösterdiği cesarete bakmanız yeterli. Bush’a destek vermeyi bizim için göze alınması gereken küçük bir risk olarak düşünüyorum” diye ortaya koyuyor. Country şarkıcılarından Travis Tritt, Larry Gatlin ve Billy Ray Cyrus da, Bush’un kampanyası için düzenlenen etkinliklere katılıyor.



BBC – LONDRA – ABD’li bilim adamları, erkeklerin eşlerine sadıkolmasını sağlayangeni keşfetti. Tarlafarelerinde keşfettikleri geni harekete geçirmeyi başaran araştırmacılar, sadakat genine bağlı hormonun otizmin oluşumunda rol oynadığını düşünüyor.

Memeli hayvanların yüzde 5′inden azıtekeşli.Tekeşli hayvanlarda çiftleşmenin ardından erkek dişiye bağlanıyor ve onu diğer erkeklerden koruyup dünyaya getirdiği bebekle de ilgileniyor. Ancak erkek tarlafareleri

birden çok dişiyle çiftleşip, bebeklerine de fazla ilgi göstermiyor. Uzmanlar bunu, ‘vasopressin’ adlı hormona bağladı. Beynin ön bülümündeki

‘ödül hafızası’ sistemini aktive eden bu hormon, tarlafarelerinde tam olarak algılanmıyor. V1 geni aktif hale getirildiğindeyse bunun tam aksi oluyor: Fare çiftleştiğinde vasopressin hormonu salgılanıyor. Bu beynin ön kısmındaki ödül bölümünü etkiliyor ve fare az önce duyduğu ‘mutluluk’u dişisine bağlayarak ona bağlanıyor. ABD’nin Emory Üniversitesi’nden Larry Young, insanların da cinsel ilişki sonrasında aynı hormonu salgıladıklarını, insanlar arasındaki ilişkide de aynı hormonun bağlayıcı rolü olabileceğini söyledi.