Dünyanın başkenti İstanbul

‘Dünya bir tek devlet olsaydı başkenti İstanbul olurdu” diyen Napoleon Bonaparte’ı haklı gösteren günler yaşıyoruz.

Haziran ayının başından bu yana dünyayı yöneten ya da yönlendiren kişi ve kurumlar bu koca kentin salonlarında bir araya geliyor, kurulmakta olan yeni dünya düzenini konuşuyorlar. Önce OECD Bakanlar Konferansı, sonra gazete patronlarını ve yöneticilerini bir araya getiren WAN, sonra Müslüman ülke yöneticilerini bir araya getiren İslam Konferansı Örgütü, şimdi sosyal demokratları ve sosyalistleri bir araya getiren Sosyalist Enternasyonal ve çok yakında tüm toplantıların anası, yani NATO zirvesi.

Aslında bu son terimi ‘George W. Bush’un katılacağı NATO zirvesi’ diyerek belirginleştirmeliyiz. Çünkü, özellikle Irak savaşından bu yana,

Bush adı kendi başına bir paratoner oluşturuyor. Onun bir yere gitmesi kendi başına bir olay.

Bu nedenle, hava elektrikle yüklü; kentte fırtına öncesinin gergin bekleyişi var. İstanbul, (henüz) Napoleon’un tahmin ettiği tarihi rolün tadını çıkaramıyor.

Bundan önceki toplantılar büyük bir organizasyon hatası olmadan başarıyla tamamlandı. Umarız bundan sonrakiler de öyle geçer. Umarız, İstanbul’u yönetenler ve güvenliğini sağlayanlar o deneyimlerden gereken dersleri çıkarmışlardır. Umarız, polisler demokratik haklarını kullanarak protesto gösterisi yapanların kafalarını kırmak için var güçleriyle cop sallamazlar; umarız, protestocular ilk fırsatta belediye otobüslerini ateşe vermeye kalkmazlar…

Yeni bir düzlemdeyiz. Dünyanın gözleri İstanbul’un üzerinde.

Geçmişi ne kadar çabuk unutuyoruz. Geçen yıl 15 – 20 Kasım tarihlerindeki El Kaide bombalamalarından sonra İstanbul’un bir kongre kenti olarak geleceğinin en az beş yıl için karardığından söz ediliyordu. Mayıstaki Eurovision Yarışması’nın başka yerde yapılıp yapılmayacağını soranlar vardı. NATO toplantısının başka bir yere alınacağı söylentileri yaygınlaşmıştı…

Çok güçlü bir ayakta kalma içgüdüsüne sahip olan İstanbul bu söylentileri haksız çıkardı, birkaç kongre iptal edildi diye paniğe kapılmadı, kolay yara almayan bir marka olduğunu kanıtladı.

Şimdi üzerine vernik sürülüyor.

Haydi hayırlısı…

Not: Hayırlısı dedik ama bu yazı yazıldıktan sonra Çapa’da gerçekleşen patlama şer güçlerininde boş durmadığını gösteriyor.

Bu yazı Güncel Haberler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yoruma kapalı.