İsim-şehir oyunu

Futbol Federasyonu Hukuk Kurulu üyesi İsmail Özersin, Kayserispor’la Erciyesspor’un isim takası hakkında demiş ki; "Sen adını Ahmet’ten niye Mehmet yaptın demek gibi bir şansımız yok." Hukuken doğru.

Ama Ahmet ismiyle nicedir tanıdığımız biri birdenbire Mehmet adıyla karşımıza çıkarsa, garibimize gider doğrusu. Haysiyet kırıcı, olaylara yol açan bir isim değil idiyse değiştirdiği, onun ya gıllıgışlı işler güttüğünü (Miras davası falan) ya da kompleksli birisi olduğunu düşünürüz.

Futbol kulüplerine birer ‘şahsiyet’ atfediyorsak, isimler önemlidir. Her

gelen belediyenin tabelasını değiştirdiği lalettayin sokak isimleri gibi olmamalıdır, futbol kulüplerinin namları.

Türkiye futbol ortamında zelil isim değiştirme vakaları daha önce de yaşandı. Şüphesiz en önemlisi, soylu Hacettepe’nin başına gelendir. 1950-60′ların şanlı kulübü, 80′lerde 3. Küme’de dirilmeye çalışırken, önce sponsorunun adını terkisine aldı: Hacettepe Camuzoğluspor oldu. Sonra, beteri geldi. Zamanın Keçiören Belediye Başkanı Melih Gökçek el koydu Hacettepe’ye ve onu kendi mahallesine taşırken, bu gelenekli kulübün ismini büsbütün başkalaştırdı: Keçiörengücü yaptı! Bir süre sonra da bıktı, kendi haline bıraktı. Gökçek’in yeni oyuncağını biliyoruz: Ankara Büyükşehir Belediyespor. Onun da adıyla oynadı: Büyükşehir Belediyesi Ankaraspor gibi uyduruk bir sözdizimi peydahladı, Ankara’nın ‘esas takımı’, alamet-i farikası gibi gözüksün diye zaar…

Kadim kulüplerin can havliyle sarıldıkları sponsorların belasına takındıkları müseccel markalara ya da şirket donuna girip ‘A.Ş.’ kuyruğu takmalarına da gönlüm razı olmaz. Bir futbol kulübü için, doğumunda kulağına okunan ismi mübarektir. Asar-ı atikadan Vefa kulübünün-sanırım 70′lerin sonu, 80′lerin başıydı-bir aralara (ona ikbal de getirmeyen) bir müessesenin himayesine girip ‘Vefa Simtel’ adını almasını, ‘vefa’ mefhumunun başına gelenlerin en acı timsallerinden biri sayarım.

Ankaragücü gibi, durup oturana kadar defalarca isim değiştiren (Altınöres, Turan Sanatkaran İdman Yurdu, İmalatı-ı Harbiye…) özel vakalar tabii müstesna… Çok eski zamanlarda olmuş bitmiş, arkasında bir tarih, bir hikâye olan bir isim-şehir oyunudur o. Şekerhilal’in 60′larda Şekerspor’a dönüşmesi de tatlı bir inkilaptır. Lakin geçtiğimiz senelerde,

bir yüksek şahsiyet olan PTT’nin isminin ve renginin Telekomspor’a tahvil

edilmesi, tarihin affetmeyeceği bir hoyratlık örneğidir.

60′li senelerde Milli Lig serpilir, Anadolu takımları birbirlerinin ardı sıra sökün etmekteyken, devrin futbol aristokratları, bu nevzuhur takımların bir vilayetin sonuna ‘…spor’ ilavesiyle oluşan tekdüze isimlerini, onların yapaylığına, manasızlığına, görgüsüzlüğüne, bir yozlaşmayı temsil edişlerine delil gösteriyorlardı. İstanbul’un ananevi semt adlarını taşıyan kulüpler, sonra Altay, Altınordu, Gençlerbirliği gibi mekândan azade isimler taşıyan kulüpler, sahih neseplere, özel şahsiyetlere delalet ediyordu onlara bakılırsa.

Elbette açıkça seçkinci, çokça romantik bir bakıştı bu. Seçkinci yanına asla, ama romantik yanına biraz anlayışla yaklaşırım doğrusu. Bütün vilayetlerin ‘taşraların’, ‘…spor’ ekli isimlerce temsil edilmeleri sahiden bir tekdüzelik hissi veriyor, yarı resmi, bürokratik bir hava estiriyor. Oysa o ‘vilayet-spor’ların birçoğunun mayasında, özgün tarihlerin ve isimlerin yattığını biliyoruz: Trabzon’un İdman Ocağı’nı

ve Gücü’nü düşünün.

Erciyesspor, bu bakımdan hoş bir değişiklik olacaktı doğrusu, 1. Lig’de. Bu isimlerinde sebat etseydiler, 12 yılda beş kez isim değiştirdikleri maymun iştahlı geçmişlerini memnuniyetle unuturduk.

Ama şimdi ne oldu? Dar kafalı eşraf ideolojisinin emrinde bir vilayetçilik oyunuyla tadını kaçırdılar işin.

Kayserispor ismi, Türkiye 1. Lig tarihinde bir asansör markası oldu bugüne kadar.

Eski Erciyeslilere hayırlı olsun.

Bu yazı Türkiye'den Haberler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yoruma kapalı.