İslam Konferansı’nda reform Türkiye’yle başlıyor

Yeni genel sekreterin seçimle belirlenmesi İslam dünyasında reform kapılarını açabilir
İslam Konferansı Örgütü dışişleri bakanlarının dün İstanbul’da biten üç günlük toplantısı, yalnızca Türkiye’nin bir diplomasi başarısı değil, İKÖ bünyesinde de çok zamandır konuşulan reform sürecinin başlangıcı olarak da görülebilir.

İKÖ toplantısına giderken Türk Dışişleri’nin üç hedefi vardı. Üçü de ulaşılan bu hedefleri şöyle sıralamak mümkün:

1- İKÖ ÜYESİ ÜLKELERDE REFORM: Bir süredir ABD kaynaklı ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ çerçevesinde ve bölge dışında tartışılan İslam ülkelerini daha açık ve demokratik toplumlar haline getirecek reformların gereği, ilk kez bu kadar geniş bir zeminde ve yalnızca işin muhatabı ülkeler arasında tartışıldı. Suudi Arabistan ve Mısır’ın sessiz kaldığı reform gereği konusunda, açılışını Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in yaptığı konuşmalar, bölgede değişim rüzgârlarının esmeye başladığını gösteriyordu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün dünkü kapanış konuşmasında söylediği gibi, Müslüman ülkelerden temsilciler reform gereğini

içeriden dile getirdiler. Değişim tohumlarının filizlenmeye başladığı ve Sezer’in vurguladığı gibi bu süreçten geri dönüşün olmadığı söylenebilir.

2- İKÖ BÜNYESİNDE REFORM: İslam ülkeleri bünyesindeki reform tohumlarının filizlendiğinin ilk kanıtı da, ilk kez bir genel sekreterin üyelerin doğrudan ve kapalı oylarıyla seçilmiş olmasıydı. Şimdiye dek seçilen sekiz genel sekreterin yedisi eskiden başbakanlık, bakanlık yapmış siyasetçiler, biri de diplomattı. Genel sekreterler genellikle Suudi Arabistan ve Mısır gibi güçlü Arap ülkelerinin desteğiyle, seçim yapılmadan ‘görüş birliği’ yoluyla ilan edilirlerdi. Bundan yedi yıl önce Türkiye Büyükelçi Yaşar Yakış’ı aday göstermiş, fakat laik Türkiye’nin İKÖ yöneticiliğine adaylığı kapalı kapılar ardından destek çıkamamıştı. Bu kez, Ankara adayını geri çekmedi. S.Arabistan tarafından desteklenen Bangladeş Devlet Bakanı (ve ülkenin sayılı zenginlerinden) Selahaddin Kadir Çavdori ve Güneydoğu Asya ülkelerince desteklenen Malezyalı diplomat (ve BM’deki Bağlantısızlar Grubu Başkanı) Hasmi Agam’la birlikte profesör Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seçimi ilk kez genel kurula bırakıldı. Profesör İhsanoğlu yalnızca bu göreve seçilen ilk Türk değil, aynı zamanda üniversite, sivil toplum kökenli de ilk genel sekreter oldu.

Bu seçimin iki ilginç yönü daha var. Biri şekil, biri içerik açısından önemli. Şekli olarak, oylama kapalı yapılmasına karşın, Türk adayı destekleyen ülkeler arasında Filistin, Suriye, Yemen, Tunus, Irak,

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Bosna, Arnavutluk ve seslerini duyurmakta zorlanan küçük Afrika ülkelerinin bulunduğu anlaşılıyor. Bu, bir profil değişimidir.

İçerik açısından da iki unsur var: Birincisi, bu seçim ‘Türkiye’nin İsrail ile kurduğu ilişkilerin İslam dünyası ile ilişkilerinde engel olduğu’ tezine yanıt oldu. İsrail yönetimlerinin Filistin halkına karşı haksızlıkları olduğunda çoğu Arap ülkesinden daha etkin karşı çıkmasına rağmen bu ülkeyle iyi ilişkilerini sürdüren Türkiye’nin adayına, İKÖ

üyelerinin çoğunluğu kendilerini temsil etme oyu verdi. İkincisi, Türkiye’nin İKÖ’yü AB üyeliği için bir sıçrama tahtası olarak kullanmak istemesine İKÖ üyelerinin tepki göstereceği, izin vermeyeceği iddiaları da boşa çıktı. Tersine, sonbahar aylarında yapılacak AB-Akdeniz toplantısı ve AB-İKÖ dışişleri bakanları zirvesi de İstanbul’da yapılıyor.

Boşa çıkan bir başka iddia da, Türkiye’nin ‘ya genel sekreterliği ya da Kıbrıs Türklerinin tanınmasını alabileceği, ikisinin birden olmayacağı’ idi. İkisi de oldu.

3- KIBRIS TÜRK DEVLETİ’NİN TESCİLİ: Şimdiye dek İKÖ’de Kıbrıs Müslüman toplumu temsilcisi sıfatıyla gözlemci olan Kıbrıs Türkleri, dün genel kurulda yapılan oylama ile, Annan Planı’nda anıldığı gibi ‘Kıbrıs Türk Devleti’ sıfatını aldılar. Böylece İKÖ, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin 24 Nisan oylamasından sonra artık Kıbrıs Türklerini temsil etmediğini ilan eden ilk uluslararası örgüt oldu. 24 Nisan öncesi Rumların istediği doğrultuda BM vetosu kullanan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un dün KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş ile bir saatten fazla görüşmesi de siyasi ve ekonomik ambargonun kaldırılması yolunda bir başka ciddi işaret oldu.

Bu saptamalar ardından İKÖ zirvesinin hem Türkiye, hem de bölge halklarının geleceği açısından bilançosunun başarılı olduğu söylenebilir.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yoruma kapalı.