Köşe dönücü antrenörler!

Başlık, milyon dolarlar karşılığında sözleşme imzalayan teknik adamları değil, ‘Özal Felsefesi’ni özümsemiş genç teknik adamları bağlayıcı nitelikte! Niye mi?

Süper Lig, İkinci Lig A ve B kategorileri ile 3′üncü Lig’de mücadele eden profesyonel takım sayısının toplamı 154… Buna karşın mevcut teknik direktör sayısı 819, antrenör sayısı ise 2 bin 800′e yakın.

Kaleci antrenörü sayısı da 200′ü aşkın. Her ülkede antrenör enflasyonu böylesine ‘hiper’ düzeyde mi yaşanıyor bilemiyorum ama bizdeki rakamsal çarpıklığın beraberinde yozlaşmayı da getirmesi kaçınılmaz. Yeşil sahalara veda eden hemen hemen her futbolcu oynadığı dönemde federasyonun açtığı antrenörlük kursuna katılıp diploma aldığı için futbola nokta koyduğu günün ertesinde ‘teknik adam’ olup çıkıveriyor. Ardından da başlıyor takım aramaya. Şansı yaver giderse ‘çapa göre’ bir takım bulunuyor, yok bulunamaz ise devreye ‘hatırlı’ tanıdıklar giriyor. Kimi zaman

‘ağabeyler’, kimi zaman ‘dayılar’ geçmişin yıldızına takım bulmak için çırpınıp duruyor. Bazıları daha da ileri gidip devlet erkanından yardım istiyor! İlginç olanı genç teknik adamların çoğu, Süper Lig takımı çalıştırma ya da teknik direktörünün yardımcılığını yapma abasında. İkinci lig ekibi çalıştırma olanağı bulan ise ‘mutlaka şampiyonluğa oynayan, paralı bir kulüp’ önkoşulunu ortaya sürmekte. Onlar da haklı, yıldız oldukları dönemde Özal, hem başbakanlık hem de Cumhurbaşkanlığı yapmıştı!

Bir diğer boyutta ise yerel yönetimler bulunmakta. Parasal darboğazı aşamayan çoğu profesyonel kulüp (neredeyse tümü) belediyelere ‘yaslanmış’ durumda. Kulüp başkanları da hali ile parayı veren belediyenin başkanı oluyor. Son yerel seçimde ortalığı ‘silip süpüren’ AKP’nin yerel yöneticileri de elbette ki kendi mezheplerine uygun teknik adam seçimi yapmakta. Futbol Federasyonu özerk yapıya sahip ama kulüpler göbeklerinden bağlı! Oysa yerel yönetimlerin misyonları gençlere spor yapacak alanlar yaratmak değil mi?

Genç teknik adamlardan ‘idealist’ olmalarını beklemek sanıyorum, fazlası ile yersiz. Onların suçu da değil bu zaten, ülkenin geneli böyle! İşçi olmadan, genel müdür olma istemi ile yanıp tutuşanları kanıksadık artık. Üretmeden, tüketmek yeni jenerasyonun öncelikli işi. Bu nedenle genç teknik adamın 4 bin 798 adet amatör futbol kulübünden birisini çalıştırmasını beklemek anlamsız olur. Para ve güç nerede ise orayı zorluyor genç teknik adamlar. Neden bu genç adamlardan bir tanesi parasal sıkıntı yaşayan bir ikinci lig ekibinin başına geçmeye sıcak bakmaz? Futbolda başarı için para mutlak gerekli olan öncelikli koşul mudur? Belki bu genç adamların hepsi paranın peşinde koşuşturmuyor ama dışarıdan bakıldığında ne yazık ki manzara böyle gözüküyor.

Futboldaki başarının saha dışında kazanıldığı bir ortamda genç teknik

direktör adaylarını fazla da yermemek gerekli. Şampiyonluk bu ülkede teknik adamlara endeksli değil ki. Onlar da sisteme ayak uyduruyorlar doğal olarak. Hepinize iyi şanslar, özellikle yeni sezonun ilk haftalarını bekleyenlere!

Bu yazı Güncel Haberler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yoruma kapalı.