Türkiye’de yerleşik Avrupalıların kendilerine kilise açılmasını istemelerinin Avrupa Birliği’nin Türkiye’de dinsel özgürlüklerin eksik olduğunu keşfetmesine yol açtığını yazıyorum günlerdir.
Aslında sorun hiç de yeni değil. Türk bürokrasisi yıllardır bu meseleye, yani Alanya’ya yerleşen Alman ve Hollandalıların kilise sorununa bir
çözüm bulmaya çalışıyor.
Son çözüm, İmar Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle ‘cami’ yerine ‘ibadethane’ denmesi oldu. Ama bu çözüm sorunun esasına ilişkin bir değişiklik getirmedi.
Türkiye’nin minareye kılıf bulma çabaları artarak sürdü. Son olarak önerilen, Alman ve Hollandalıların ‘Kültür Merkezi’ açması. Bir vakıf kültür merkezi açacak, sonra merkezin bir bölümü kilise ya da şapel olarak düzenlenecek, rahip orada hizmet verecek…
Dün de yazmaya çalıştım, bizler Türkiye’de yalanda yaşamaya fazlasıyla alışkınız, ama aynı şeyi Avrupalılardan bekleyemeyiz. Hollandalı, doğal olarak "Ben kültür merkezi değil kilisemi istiyorum" diyor.
Peki ne yapacak Türkiye? Bir yanda Anayasa tarafından korunan devrim kanunları bir yanda AB’ye giriş hedefini etkilemeye başlayan kilise açma sorunu…
Bu konu belki bu yıl sonunda AB’den müzakere tarihi almamıza engel olmayacak ama müzakere süreci boyunca çok başımızı ağrıtacak. Ayrıca başımızın ağrıması için bir sebep daha var artık: Türkiye’de giderek genişlemekte olan Türk Protestan cemaatlerin talepleri.
Peki Türkiye minareye kılıf uydurabilecek mi? Aslında çok istenirse bu sorunun kolayca çözülebileceğine kuşku yok.
Örnek mi istiyorsunuz? Türkiye gerektiğinde kolayca çifte standart uygulayabiliyor. Mesela Alevilerin örgütlenmesine, Hacı Bektaş ya da Alevi adını kullanarak dernek, vakıf kurmasına engel olunmuyor.
O zaman belki Lutheran ya da başka bir Protestan mezhebinin adıyla da dernek ya da vakıf kurulabilir. Alın size dinsel cemaat. Kilise ve rahip konusu da sessizce bu dernek ya da vakıf üzerinden çözümlenebilir.
Yani maksat minareye kılıf uydurmaksa bir yol bulunabilir.
Peki ama neden maksat kendi vatandaşlarımız dahil herkesin yalanda yaşamak zorunda olmaktan kurtarılması olmasın?
Neden Türkiye böyle bir tartışmayı uygarca yapamasın?
Minareye kılıf bulmak
Bu yazı Güncel Haberler kategorisine gönderilmiş ve Af, Ajda pekkan, Aşık Haşim, Asya, Ayça, Badem, Barış Manço, BenDeniz, Berksan, Black Eyes Peas, Bulutsuzluk Özlemi, Çağdaş, Cankan, Cem karaca, Ceza, Çilekeş, Cüneyt tek, Demet Sağıroğlu, Deniz Seki, Dizi müzikleri, Doğuş, Ebru gündeş, Eda Özülkü, Emel Müftüoğlu, Emre Altuğ, Erhan Güleryüz, Erol Evgin, Ezginin Günlüğü, Ferda Anıl Yarkın, Ferhat Kılıç, Fikret Kızılok, Fulden Uras, Gece yolcuları, Gökhan Özen, Grup 84, Grup Hepsi, Güçlü Soydemir, Gülşen, Hakan peker, Harika Avcı, Hazal, İbrahim erkal, ilhan irem, İrem, İzel, Kayahan, Kerim Tekin, Kubat, Kutsi, Levent yüksel, Lumidee, Mansur Ark, Metallica, Mor ve Ötesi, Murat Başaran, Mustafa Sandal, Nelly Furtado, Nil Karaibrahimgil, Niran ünsal, Oğuz Aksaç, Oktay kaynarca, Onur Akın, Orhan Ölmez, Özge Lal, Özlem Özdil, Pamela, Pınar aylin, Ragga Oktay, Reyhan Karaca, Sagopa Kajmer, Şebnem ferah, Seda Sayan, Seray Sever, Sezen aksu, Silahsız Kuvvet, Soner Arıca, Şükriye Tutkun, Tarkan, Tuba Önal, Tuğçe San, Ufuk Yıldırım, Ümit sayın, Volkan doğan, Yalın, Yedi Karanfil, Yıldız Tilbe, Yonca Evcimik, Zafer Peker, Zeynep casalini, Zuhal Olcay ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.