‘Nurlu ufuk’ yolunda mutat kazalar

Hani neredeyse, "Kızıl komünist Rus devleti kapitalizmi öğrendi, ama sözde kapitalist özel sektör öğrenemedi" diyesim geliyor! Ortada bir garabet var. 1998′de koca ülkeyi yerle yeksan eden krizin üstünden altı yıl geçtikten sonra, ‘Çanlar yeniden Rusya için mi çalıyor’ sorusu gündemde. Ama bu kez kriz ‘devlet’te değil, ‘özel sektör’de.

Bilmem hatırlar mısınız, Ağustos 1998′in ne büyük bir yıkım olduğunu. Hesabı kitabı belli olmayan, ha bire borçlanan, Batı’dan gelen milyarlarca doların iç edilmesine göz yuman devlet, büyük felaketin müsebbibiydi. Rusya battı. Yoksulluğun en beteri, halkın elinde avucunda ne varsa aldı götürdü. Sonra yeni bir dönem başladı. Allah’tan petrol fiyatları jet hızıyla arttı da, Rusya’nın kasası dolmaya başladı. Bir de Yeltsin döneminin ‘kaosu’, yerini Putin’in öyle ya da böyle ‘istikrar’ına bırakınca, Rusya yavaş yavaş belini doğrulttu. Özel sektör de, kriz öncesini aratmayacak bir hızla büyümeye başladı.

Geçen şu kısa sürede ilginç bir tablo çıktı ortaya. Petrolden gelen milyar dolarların doldurduğu devlet kasası var bir yanda (Hafta sonuna 88 milyar dolar rezervle girildi). Ne kadar doğru kullanıldığı tartışılır, ama en azından bu paraların Yeltsin devrindeki kadar çarçur edilmediğini söylemek farz. Ayrıca vergi reformundan devlet maliyesini disipline etmeye kadar, Putin ekibinin doğruları var. Ama fiyatlar, maaşlar, piyasalar son

birkaç yıldır o kadar hızlı yükseliyor ki, işi tıkırında olanlar bile ‘Bir kriz ya da düzeltme yakında mı?’ endişesiyle bakıyor Rusya’ya.

Hal böyle olunca, benim gibi bu işten pek anlamayanların akıl fikir danıştığı uzmanlar diyor ki: "Rusya’da 1998 benzeri bir krizin olması için hiçbir sebep yok. Çünkü devletin kasası dolu. Çünkü petrol fiyatları gayet yüksek. Ve en önemlisi devlet 1998 krizinden ders aldı. Kriz olursa başka bir tarafta olur."

O başka ‘taraf’ neresi? Özel sektör! Durum özetle şöyle: Rusya’nın en ‘hastalıklı uzvu’ olan bankacılık sektörü, tehlikeli bir gidiş içinde. Piyasada 1300 banka var. Bunların en fazla 300′ünün sağlam banka olduğunu, kalanının ‘döviz büfesi’nden öteye geçmeyen ve ‘para aklamak’ta kulla

ılan ‘kanserli hücreler’ olduğunu söylüyor bilirkişiler. Devlet, iş hayatında legalleşmeyi zorlayınca, dikişler atmaya başlıyor.

Son dönemde birkaç bankanın batmasıyla halkta hafif bir panik havası başladı.

Bir başka sıkıntı, Rus özel sektörünün birçok şirketinin, kartopu gibi büyüyen dış borçları. Ve bu borçların ‘üretim’den çok, bir konulup üç alınacağı savunulan çok riskli sektörlerle büyük ölçüde ‘safahata’ gittiği yorumları yaygın. Yani Ruslar da bizim gibi ‘üretmeden tüketme’ konusunda pek yetenekli! Şirketlerle başlayan, tüketici kredisi çılgınlığıyla halka kadar inen, ‘borcu’ sanki ‘hibe’ gibi algılayanların kurduğu bir ‘saadet zinciri’ne gidiş var.

İşin trajikomik yanı, Rus devletinin yaşananlardan ders çıkarması, ama özel sektörün ve halkın şimdilik ip cambazlığına yatkın görünmesi. Kapitalizmin tüketmekten önce üretmeyi gerektirdiğini, işe ‘vahşi kapitalizm’le başlanan yerlerde millet pek çakmıyor. Ancak başlarına birkaç kriz belası geldikten sonra jeton yavaş yavaş düşüyor.

Rusya’nın geleceği parlak; bundan kimsenin kuşkusu yok. Ama ‘nurlu

ufuklara’ giden yolda arada bir motorun su kaynatması, lastiğin patlaması olacak gibi.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yoruma kapalı.