Küresel düzeyde faizlere ilişkin beklentiler ve bu konudaki tartışmalar piyasaların içinde bulunduğu koşullar hakkında genel bir fikir veriyor. Orta vadede asgari düzeyde bir ayarlama ile yeni bir denge düzeyini yakalamaktan çok, günü kurtarma anlayışının ön plana çıktığı dikkat çekiyor. Bu durum genel belirsizlik ve kırılganlığın oldukça yüksek olduğuna işaret ediyor. Piyasalar her fırsatta, dolar faizindeki ilk yükselişin 0.25 puanla sınırlı kalacağı ve bu eğilimin küresel bir nitelik kazanmayacağı yönündeki bir durumu ön plana çıkarmaya çalışıyor. İki ay kadar önceyse 2004 yılı genelinde herhangi bir faiz yükselişi olmayacağı konusunda ısrarlı idiler.
Bu hafta içinde açıklanan ABD ekonomisine ilişkin veriler faizlere ilişkin beklentilerin şekillenmesi açısından önemliydi. 48.3 milyar dolarlık mayıs ayı dış ticaret açığı tarihi bir rekordu ve ciddi bir tasarruf açığına işaret ediyor, faiz yükseliş beklentisini güçlendiriyordu. Yüzde 0.6 çıkan mayıs ayı ve son 12 ayda yüzde 3.1 seviyesine yükselen tüketici fiyat artışları da oldukça yüksekti. Kısa vadeli faizlerin yüzde 1 olması nedeniyle negatif reel faiz hızla büyüyordu ve olası yan tesirlerin sınırlı kalabilmesi açısından 0.25′lik bir ön ayarlama yeterli olmayabilirdi. Fakat çekirdek enflasyon olarak tanımlanan, enerji ve gıda fiyatları hariç genel artışın yüzde 0.2 çıkması ve iş stoklarının yüzde 0.5 artması talep kökenli baskının ciddi olmadığı kanaatini güçlendiriyordu. Piyasalarda bu verilerden hareketle 0.25′lik bir faiz ayarlamasının yeterli olacağını iddia etmeye başlamıştı.
Evet açıklanan rakamlar istikrarlı bir görüntü sergilemiyordu ve talep kökenli enflasyonist baskı sınırlıydı. Fakat maliyet kökenli enflasyon baskısı hâlâ ciddiyetini koruyordu ve yıllık enflasyonun yüzde 3.1 tırmanmasında etkili olmuştu. Doların 11 Eylül terör saldırısı sonrasında önemli ölçüde değer kaybetmesi, başta petrol olmak üzere dolar bazındaki emtia fiyatlarının yükselmesi bu sonuçta etkili olmuştu. İtiraf etmek gerekir ki, işin bu tarafı piyasaların pek hoşuna gitmediği için dillendirilmiyor. Maliyet kökenli enflasyon baskısının azalması için de, doların yeniden değer kaybetmeye başlamaması, dolar cinsi yatırım ilgisinin daha fazla zayıflamaması ve emtia fiyatlarının dolar bazında yükselmemesi için gerekli faiz ayarlaması ne ise onun gerçekleşmesi lazım.
Dolardaki değer kaybının, faiz yükseliş beklentisinin ocak ayında devreye girmesiyle yön değiştirdiği, 2003 Ağustosu’nda aylık 4 milyar dolara gerileyen dolar cinsi yatırım ilgisinin yine aynı sebeple 76 milyar dolara yükseldiği unutulmamalı. 0.25′lik ilk ayarlamanın daha önceki olumsuz eğilimleri hortlatma ihtimali var ise dengesizlik iyice büyüyecek, orta vadedeki toplam yükseliş daha fazla olmak zorunda kalacak. Faiz yükselişinin küresel bir nitelik kazanmaması ve günün kurtarılmamasına devam edilmesi adına 0.25′ten büyük bir ayarlama görmek istemeyen piyasalar, dolar değer kaybetmeye ve maliyet kökenli baskılar artmaya başladığında söz konusu ayarlamanın yeterli olmadığını itiraf etmek zorunda kalacak; fakat bu süre zarfında sınırlı da olsa risklerini azaltma şansı bulacak…
Diğer taraftan ilk faiz ayarlamasının yüzde 0.5 oranında olması durumunda orta vadedeki toplam faiz yükselişi daha sınırlı kalabilir, fakat kısa vadedeki kayıplar da büyür. Zira doların sınırlı da olsa değer kazanması diğer ekonomilerdeki maliyet kökenli baskıyı artıracağı için onlar da faiz yükseltmek zorunda kalır, eğilim küresel bir nitelik kazanır. Ekonomik yapıdaki daralmanın hızı kayıpların sınırlı tutulmasını zorlaştırır. Piyasaların bu ihtimali dışlaması artan yapısal zafiyet ve kırılganlıktan kaynaklanıyor olabilir. Hal böyle olunca da günü kurtarmak ve gerçekleri dışlamak adına yüksek düzeyli belirsizlikle boğuşmaya çalışmak zorunluluk haline gelir; aşırı iyimserlik makyajı ile idare edilir.
Merkez Bankaları da kısa vadeli tercihlere daha hassas hale gelmişse, güven kaybı hızla yaygınlaşır.
Sebep-sonuç ilişkileri ve zor kararlar
Bu yazı Güncel Haberler kategorisine gönderilmiş ve Abidin , Ahmet özhan , Arif sağ , Aslıhan erdoğdu , Atomic Kitchen , Ayna , Barış akarsu , Bayhan , Berdan Mardini , Beyza Durmaz , Bora öztoprak , Burcu Güneş , Candan erçetin, Cengiz Kurtoğlu , Cihan Yıldız , Cüneyt Çakım , Demet Akalın , Deniz Arcak , Dilek Budak , Doğu , Düş Sokağı Sakinleri , Ebruli , Ege , Emrah , Ercan Saatçi , Erkin Koray , Eylem , Fatih Erkoç , Ferhat Göçer , Feridun Düzağaç , Fuat , Gaye aksu , Gökhan Kırdar , Göksel , Grup Gündoğarken , Grup Vitamin , Gülben Ergen , Hakan altun , Hande Yener , Hatice , Hüner Coşkuner , İbrahim Tatlıses , intizar , İsmail YK , Kargo , Kenan Doğulu , Kramp , Kurtlar Vadisi , Leman sam , Linkin Park , Manga , Mazhar Alanson , Mirkelam , Müge zeren , Murat Göğebakan , Nazan Öncel , Nez , Nilüfer , Nükhet Duru , Okan , Önder bora , Orhan Hakalmaz , Özcan Deniz , Özgür Kıyat , Öztürk , Petek Dinçöz , Rafet El Roman , Reha , Şafak Sönmez , Şahsenem , Şebnem Paker , Sefarad , Sertab Erener , Sıla , Sinan Özen , Suat suna , Tarık , Tual , Tuğba özerk , Ufuk Ercan , Ulaş , Vega , Yakup ekin , Yavuz Bingöl , Yeşim Salkım , Yılmaz Morgül , Yurtseven kardeşler , Zerrin Özer , Ziynet Sali ,
Çelik ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.