Uygarlığı nasıl ölçersiniz? Nasıl değerlendirirsiniz? Bir insan veya toplumu diğerinden daha uygar kalan nedir dersiniz?
Üzerinde çok tartışılan zor bir soru. Ama kabaca iki uygarlık ölçüsü vardır denebilir sanıyorum: Birincisi, uygarlığın maddi kültür boyutudur. Bilimi, teknolojiyi, maddi değerlerin üretimini içerir. Gemiler, uçaklar, santrallar, telefonlar, televizyonlar…
İkincisi, madde olmayan kültürdür: İnsan davranışlarını, değerleri, inançları, sanatı, dini, davranış kalıplarını ve normları içerir. Maddi olmayan uygarlıkları karşılaştırmak için genel bir ölçü gerekiyorsa, toplumlarda geçerli olan ve uygulanan şiddet bence en önemli uygarlık göstergesidir. Toplumda insanların birbirine uyguladığı şiddet artıyorsa, uygarlık düzeyinde bir düşme var demektir.
Nitekim, ceza hukukunun gelişmesi, tarihte şiddet uygulamasının azalmasına tanıklık etmiştir. İlkel topluluklarda en sık verilen cezalar arasında idam vardı. El, kol, bacak, burun, kulak kesme, kırbaçlama, taşlama, işkence etme, kazığa oturtma, insanları çengele takıp asma, yakma, derisini yüzme, dayak atma, küreğe mahkûm etme.. sıklıkla verilen cezalardı. Çoğu zaman da bir suç için bütün aile cezalandırılırdı. Zamanla bunlar azaldı. Pek çok ülkede (bu arada bizde de) idam cezası ve bedensel cezalar kalktı. Eskiden suç işleyeni bulamazsanız, bir yakınını cezalandırırdınız, buna da son verildi. Hapis cezası da zamanla azaldı, tazminat cezaları arttı. ‘Cezalandırma’nın yerini, ‘yeniden eğitme’ almaya başladı.
Bütün bunları, güzel gelişmeler, uygarlık işaretleri..
diye düşünebiliriz elbette.
İnsanları önce televizyonda teşhir edip sonra katır katır boğazını kesen dinci teröristler olmasa. ‘Bugün bir Amerikalı asker bulamadık, şu Güney Korelinin kafasıyla idare edeceğiz’ der gibiler. Bütün dünya, ‘Yarın kimin kafasına sıra gelecek’ diye beklemede.
Malezya’da okullarda kırbaç cezasının nasıl uygulanacağı çocuklara uygulamalı olarak gösterilmese.
Arabistan gibi ülkelerde el kesme, kafa kesme cezaları uygulanmasa.
Nijerya gibi ülkelerde tecavüze uğrayan kadınlar taşlanarak öldürülmese…
İran’da ve Taliban Afganistan gibi ülkelerde İslam devrimi adına insanlar salkım saçak asılmasa…
Amerika’da yayımlanan belgelerde tutsaklara işkence uygulamasının resmen benimsendiğini ve işkencenin ABD politikasının bir parçası olduğunu görmesek… Güçlü ülkeler istediği ülkeyi düşman ilan edip savaş açmasa…
Afrika’da din ve etnik küme farklılığı yüzünden soykırımlar yapılmasa…
Ve dünyanın bir bölümünde insanlar aşırı kiloları yüzünden, diğer bölümünde de açlıktan ölüyor olmasa…
Bütün bunlar olmasa, "Tamam" diyeceğim, "binlerce yıl boşuna uğraşmamışız, boşuna düşünüp fikirler üretmemişiz, boşuna vahiyler alıp dinler kurmamışız, ideolojiler üretmemişiz, eşitlik ve özgürlük türküleri yakmamışız. İşte uygar bir dünya!"
Ama dünya hiç de barışçı bir yer değil. Bir tarafta Allah adına kelle kesen, canlı bombalarla, kaçırılmış uçaklarla dehşet saçan dinciler; diğer tarafta demokrasi adına ülkeleri yerle bir eden, insanları işkenceden geçiren bir dünya devi.
Uygarlık yolunda fazla ilerlediğimizi söyleyebilir miyiz?
Acaba hangisi daha kötüdür: Maddi uygarlık alanında çok gelişmiş, teknolojide, silah yapımında, bilimde ilerlemiş, ekonomik bakımdan güçlenmiş, ama şiddet eğilimi fazla bir ülke olmak mı; yoksa bilim ve teknolojide geri kalmış, dışa bağımlı, ekonomik bakımdan geri kalmış ve şiddet eğilimleri taşıyan bir ülke olmak mı?
İleri teknoloji ürünü bombalar uygarlığın simgesi olabilir mi?
Şiddetin uygarlığı
Bu yazı Güncel Haberler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.